30 yıl Evvelki O Borcu Nasıl Öderim! – Selçuk ŞİRİN

0
37

YURTDIŞINA çıkmalısın, dünyayı keşfetmelisin! Böyle demiş ve bir uçak bileti ile 300 pound’luk çek göndermişlerdi. Daha 18 yaşında, köyden yeni çıktığım yıllar… 30 yıl evvelki bir borcun hikâyesini anlatacağım size bu pazar…

Çaresizlik insana her şeyi daha çabuk öğretiyor…

Sene 1988.

İngilizceyi ODTÜ hazırlıkta daha yeni öğrenmişim. Dediler ki turizm patladı, dil bilene sahillerde iş çok… O yaz köye dönmek için ayırdığım, cebimdeki son kuruşu verip bir otobüse atladım. 5 yıl sürecek Didim’deki amelelik yıllarım işte böyle başladı… İlk gittiğimde ne bir tanıdık var, ne de geri dönüş parası… Sabahtan akşama kadar Altınkum Plajı’nın etrafını saran otel ve restoranların kapısını tek tek çaldım. İş arıyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum… Çaresizlik insana her şeyi daha çabuk öğretiyor zira dedim ya cebimde geri dönüş param bile yok… Sonunda İngiltere’den gelen turistlere hizmet veren bir otelde garson oldum o günün akşamı. Anthony ve Philippa Rowlands ile işte orada bir mesainin sonunda tanıştım. Şansa inansam, hayatımın yönünü değiştiren an işte buydu derdim…

EDEBİYATIN GÜCÜ…

İçinde edebiyat ve sanat geçen muhabbetlerin insanlar arasındaki mesafeyi kısalttığına inanırım hep. O gün de öyle oldu. James Joyce romanları, Dylan Thomas şiirleri, Bruce Springsteen şarkıları üzerine konuştuğumuzu hatırlıyorum… Ardahan köylerinin hikâyesi, Galler’in köylerindeki masallara karıştı… Yazın tatillerde kışın mektuplarda ve üç kıtada 30 yıldır devam eden dostluğumuz işte böyle bir Ege akşamında başladı…

DÜNYAYI GÖRMELİSİN!

Anthony ve Philippa ile muhabbeti biraz ilerletmiş olmalıyım ki onlara mesai sonrası servis yaptığım için ilk işimi kaybettim. Sonra şemsiyecilik ve suculuk dahil pek çok iş yaptım o yaz ama onlar başka bir yazının konusu… Ertesi sene Didim’de tekrar buluştuğumuzda Anthony ve Philippa ‘Sen de gelip bizim memleketimizi görmelisin!’ dediklerinde içimden güldüm. Ne pasaportum var ne de uçağa binmişliğim… O yüzden hem bileti hem de cep harçlığını onların vereceği bir ziyaret olacaktı bu! Böyle bir ‘hediyeyi’ kabul etmem elbette mümkün değildi. Bunu onlar da bildikleri için bana bir teklifte bulundular: Biz sana bu parayı borç olarak verelim, ilk maaşını alınca ödersin. Şimdi hesaplıyorum da aldıkları öğretmen maaşının yarısını vermiş, evlerinin kapısını açmışlardı… Tıpkı ilk köyden çıktığımda olduğu gibi, Türkiye’den bu ilk çıkışımda da dünyama yeni bir dünya katılmıştı… Böyle bir borç nasıl geri ödenir?

Kaynak ve Devamı…

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin