Bir Katılımcı Demokrasi Projesi Olarak Sosyal Sorumluluk-Tara HOPKİNS

0
192
tara hopkins

Sosyal sorumluluk kavramı aslında oldukça basittir ancak bu basit kavramın ne kadar önemli olduğunun insanlar tarafından anlaşılması için daha geniş kavramlarla ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Sosyal sorumluluk ve katılımcı demokrasi birbirinden ayrılamaz kayramlardır. Bu da demokrasi kavramına gerçekten inanıldığı sürece insanların topluma, içinde yaşadıkları ülkenin refah düzeyine, olumlu katkıda bulunma hakkı ve sorumluluğu taşıdığı anlamına gelir. İnsanlar sıklıkla kendi yerel çevrelerin iyileştirmek için küçük de olsa bir şeyler yapabileceklerini fark etmezler. Problemin bütününün çözülemeyeceğine dair bir kanı varsa problem üzerinde çalışmaya hatta onu gündeme getirmeye gerek olmadığına inanırlar. Aynı zamanda birçok insan, kurulu düzeninin değişmeyeceğine veya bu değişikliğin tepedeki insanlar tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğine inanır oysa değişim tabandan yani toplumu oluşturan bireylerden başlamalıdır. İnsanlar sosyal sorumluluk kavramına çok fazla aşina olmasa da kavram Türkiye’de hiç de yeni değildir. Zor zamanlarda aile üyelerini, komşularını destekleyen insanların, ülkenin diğer bir yerinde yaşayan ve sürekli eğitim alma gücü olmayan çocukları destekleyen insanları ve bunun gibi başka örnekleri hepimiz biliyoruz. Son yirmi yılda artan şehirleşme ve göçle birlikte sorunlar o kadar büyümüştür ki artık onları küçük seviyelerde birkaç kereye mahsus olarak göstermek imkansızlaşmıştır. Bu sorunlarla ilgilenen sivil toplum kuruluşları oluşmuş ve Sosyal Hizmetler Kurumu son yıllarda oldukça gelişmiş olsa da gönüllülerin düzenli olarak çalışmasıyla üzerine odaklanılabilecek birçok alanda hala yardıma ihtiyaç duyulmaktadır.

Gönüllü olmak kavramı Türkiye’de oldukça yenidir ve gelişmeye ihtiyaç duymaktadır. Birçok insan “gönüllü” kelimesinin gerçekten ne anlama geldiği konusunda bilgili değildir. STK’ler gönüllülerle nasıl çalışılması gerektiğini anlayamamakta, gönüllü olarak çalışmak isteyen birçok insan da bu sorumluluğu kavrayamamaktadır. Kuruluşlar genç insanları sorumsuz gördükleri için onlarla çalışmaktan kaçınmaktadır. Biz gençlerin sosyal sorumluluğu öğrenmeleri için kendilerine saygı duyulduğunda, katılım yolları kendilerine gösterildiğinde sorumlu olmayı öğrenebildiklerine inanıyoruz. Toplumsal Duyarlılık Projeleri tamamıyla bunu yapmak için tasarlanmıştır; gençlere topluma faydalı olan sorumlu birer etkin vatandaş olmayı öğretmek için. Gençlerin insan haklarından çevreyle ilgili konulara, çocuklardan yaşlılara, cinsel sorumluluktan hayvan haklarına kadar birçok alandaki projelere katılmaları sağlanmalı. Diğer insanlarin nasıl yaşadığını öğrenmeleri ve onların daha yüksek hayat standartlarına ulaşma mücadelerine katkıda bulunmaları gençleri daha bilinçli kıldığı gibi onların hayatlarını anlamlandırmaktadır. Başka insanların dertleriyle dertlenmek, çevre konuları için çözüm üretmek ve uygulamak katılımcı demokrasi için de vazgeçilmezdir.

Toplumsal Duyarlılık Projeleri’nde çalışan gençler, sadece içinde yaşadıkları çevreye karşı aidiyet duygularını geliştirmekle kalmaz aynı zamanda bu çevrenin içinde bulunduğu duruma etkin olarak katkıda bulunmanın hazzını duyarlar. Böyle bir projenin parçası olmak onlara etkin bir vatandaş olma, ülkenin iyileştirilmesi için çabalama ve en önemlisi “bir fark yaratma” duygusu kazandırır. Bireyin sadece hakları olmadığı, topluma karşı sorumlulukları olduğu anlayışı katılımcı demokrasinin esasını oluşturur. Margeret Mead şöyle demişti: “Küçük bir grup özverili, kendini topluma adamış insanın dünyayı değiştirebileceğinden hiç endişeniz olmasın. Dünyayı geçekten değiştirebilen asıl bu [güç] olmuştur!” Başkalarının tavsiyelerini ve değişimi gerçekleştirmelerini beklemektense, bu genç bireylerin kendi enerjilerini ve idealizmlerini kullanmaları, ait oldukları topluma etkin olarak katkıda bulunma yolunda

cesaretlendirilmeleri pekala mümkündür. Böylece gençler sadece almayı ve bunun için beklemeyi değil, vermeyi ve katkıda bulunmayı öğrenirler. Var olan şartları değiştirmek için birçok oyuncunun gerektiğini ve kendilerinin bu oyunculardan biri olabileceklerini anlarlar.

Gerçekten etkin bir sivil toplum yaratılacaksa bu gençler tarafından gerçekleştirilmeli ve bu toplumda aşağıdan yukarıya doğru kurulmalı.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin