Değişen Üniversiteye Giriş Sistemine Kuşbakışı – Ayten BAYDAR

0
233
üniversite giris sistemi

“Dünyada bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, yükseköğretim sistemlerini, öğretimin amaç ve içeriğini, metodolojilerini, ölçme ve değerlendirme yöntemlerini değişime zorlamaktadır. Gelişmeler ve değişim ihtiyacı kapsamında ülkemizin, her düzeyde nitelikli insan kaynağına ihtiyacı olduğu dikkate alınarak yükseköğretime geçişte yeni bir ölçme ve değerlendirme sistemine ihtiyacı olduğunu kamuoyuna açıklamıştık …”

Değişim süreci, bu içine bilimsel anlamlar serpiştirilmiş, okuduğunda insanda ‘e hadi bakalım’ duygusuna yol açan süslü cümleler ile başladı. Gerçi biz eğitimciler değişimlere yabancı değiliz: Son 15 yılda 6 bakan, 5 sistem değişikliği yaşadık ve bu süreçte neredeyse hiçbir öğrenci başladığı sistem ile okulundan mezun olamadı ancak bugüne kadar bu kadar hızlı ve aslında değişmeyen bir değişimi hiç yaşamamıştık. Her gün yeni bir açıklama; her saat değişen, sabah ‘evet öyle’ denen, akşama ‘hayır öyle değil’ şeklinde revize edilen, kafa karışıklığı ve soru işaretlerinin sayısını artıran bilgi kirliliği, alelacele hazırlanmış örnek sınav kitapçığı, sürekli değişen soru sayısı, eklenip çıkartılan sosyal ve fen dersleri derken tepe sersemine dönen öğretmenler, motivasyonu umudu her geçen gün azalan öğrenciler ile bu günlere geldik. Peki sonuç ne: Değişen sadece sınav tarihleri, hesaplanacak puan türleri ve de soru sayısının azaltımıyla kuşa dönen bir sınav..

Getiri, götürü değerlendirmesi yaparsak

· Dersler değişti mi? Hayır.

· Öğrenilecek bilgi değişti mi? Hayır.

· Sınav niteliği farklılaştı mı? Hayır. (Pisa ve Timss sınavlarından kopyalanan birkaç matematik sorusu hariç)

· OBP etkisinde bir değişim oldu mu? Hayır.

· Açık uçlu soru sistemi derslere yaygınlaştırıldı mı? Hayır (Hatta kaldırıldı.)

Açık ve sade bir sınav yapacağız amaçlı azaltılan soru sayısı bu sistemin en büyük sorunu. Örneğin Fizik dersinde 50 kadar konu var. Konuları eksiltmeden YGS-LYS toplam soru sayısı 44’ten 19’a indirildi. Eskiden öğrencinin öğrenemediği 3-4 konu çok büyük sorun çıkarmazken şimdi sorular bu konulara denk gelirse öğrenci için çok büyük kayıp. Yani konu sayısı çok, soru sayısı az olunca öğrencilerin hemen tüm konulara tam hakimiyeti olmalı. Bu sorun diğer bütün dersler için geçerli.

Puan türlerinin 18’den 5’e indirilmesi, sınav sonuçlarında belli aralıklarda çok büyük yığılmalar olacağının açık habercisi olmanın yanında, üniversitelere de büyük sorun çıkaracak. Daha önce puan türlerinin çeşitlendirilmesi üniversitelerin istediği öğrenci profilini yakalayabilmesi için hayata geçirilmişti. Yani öğrenci Tıp veya Genetik okumak istiyorsa çok iyi Biyoloji ve Kimya bilmeliydi (MF 3). Mühendislik puanında ise Matematik ve Fizik sorularının ağırlığı fazlaydı ( MF 4). Şimdi sayısal olarak tek tip puanla biyoloji bilmeden sadece Türkçe ve Matematiği çok iyi bilerek Genetik okuyabilecek. Bu durum Hukuk ve Psikoloji bölümüne alınan öğrenciler için de üniversitelerin başını ağrıtacak. Yine puan türlerindeki bu tek tip uygulama tercih zamanı çok büyük karmaşa ve belirsizlik yaratacak. Geçen yılki başarı sıralamaları yapılacak tercihler için öngörü sağlamadığı gibi, internet ortamında rastgele yapılmış dönüşümlerle elde edilen sıralamalar tercih facialarına neden olabilecek.

Peki, hiç mi olumlu yönde değişiklik olmadı? Mart ayında yapılan YGS’nin kaldırılması belki de en önemli getiri. Sınavı kötü geçen ( Genellikle yüksek beklenti ile girilen bir aşama olduğu için bugüne kadar iyi geçtiğini düşünen bir öğrenci olmamıştır.) öğrencileri toparlayıp, motivasyon kazandırıp LYS’ye kadar yüksek performans ile çalıştırmak hem öğretmen için zor, hem çalışacak öğrenci için sıkıntılı bir süreçti. Bu durum ortadan kalktı. Sınavın Haziran ayında bir hafta sonunda yapılıp bitecek olması da bu anlamda büyük kazanç. Neyse ki TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT’nin (Alan Yeterlilik Testi) şimdi hatırlamıyorum kaçıncı değişimden sonra aynı günde yapılmaması kararlaştırıldı.

Sözün özü: Sınavı kuşbakışı değerlendirdiğimizde çalışan öğrenci açısından değişen pek bir şey yok; tarihleri, puan türleri, soru sayıları dışında.

Ne yapıyoruz? Kaldığımız yerden aynı şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Sözünü ettiğim koşullar sınava giren her öğrenci için geçerli, sadece kendi başınıza gelmiş gibi düşünüp bahaneler üretmeyiniz.

[Toplam:12    Ortalama:4.4/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin