Dikkat, Trafik Canavarı Çıkabilir! – Melik Fırat İLHAN

0
416
trafik-canavarı-çıkabilir

“Sayın seyirciler şimdi sizlere korkunç bir kaza haberi sunacağız. Ankara’dan İstanbul’a gitmekte olan 06 X 364 plakalı yolcu otobüsüyle karşı yönden gelen 27 XX 45 plakalı bir başka yolcu otobüsünün çarpışması sonunda 62 vatandaşımız olay yerinde feci bir biçimde can verirken 12 vatandaşımız ise kaldırıldıkları hastanelerde hayatlarını kaybettiler. Dehşet kazadan 13 vatandaşımız ağır yaralı kurtulurken 7 vatandaşımız ise şans eseri hafif yaralarla kurtuldular. Olay yeri incelemesi yapan emniyet mensupları otobüs şöförlerinden birinin alkollü olduğunu, diğerinin ise hız kurallarını ihlal ettiğini belirttiler. Kaza haberini İstanbul’da alan Başbakanımız habercilerin sorularını üzerine şunları söyledi: “Öncelikle böyle elim bir kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabır niyaz ediyorum. Bunun gibi kazaların bir daha olmaması için gereken tedbirleri derhal alacağız. Konuyu önce Bakanlar Kurulu’na ardından Meclis gündemine götürmeyi düşünüyoruz. Kazaya sebep olanların hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için işin bizzat takipçisi olacağım.”

Böyle bir haberin sunulmasından iki ay sonra yine 50’den fazla ölü, bir o kadar da yaralının olduğu birkaç trafik kazası daha meydana gelir. Basın bu kazaları da yine yukarıdaki haber üslubuyla feci, korkunç, dehşet, elim sıfatlarını bol bol kullanarak yansıtır. Kaza haberlerini yorumlaması istenen başta Başbakanımız ve bazı konuşkan bakanlarımız kazalardan duydukları derin üzüntüleri belirtip yine kazalar hakkında kapsamlı araştırmalar yaptıracaklarını bu kazaların tekrar etmemesi için en kısa zamanda bütün tedbirleri alacaklarını ifade ederler. Bu sefer ana muhalefet partisi de boş durmaz. Partinin genel sekreteri dehşetli kazaları Meclis gündemine götüreceklerini ve hükümet hakkında soru önergesi vermeyi düşündüklerini söyler.

Derken kazalar kazaları, ölümler ölümleri kovalar… Yetkililerimiz her kazadan sonra yine üzüntü belirtip araştırma yaptıracaklarını, gerekli tedbirleri alacaklarını trafik sistemini komple elden geçireceklerini söylerler. Söylerler söylemesine de ancak üslupları gittikçe sıradanlaşmaya başlar. Basınımız da artık, kaza haberlerini aktarırken eskiden kullandığı bol ‘korkunçlu’ üslubunu bırakır, yetkililerin sıradan üslubunu kullanmaya, bu feci kaza haberlerini hava durumu aktarır gibi aktarmaya başlar. Halkımız bol ölümlü kazaları kanıksadığı için 40’tan az ölümlü kaza haberlerini ‘İyi canım beterin beteri de var, biz ne kazalar duyduk.’ soğukkanlılığıyla karşılar. Her şeyi olduğu gibi bu olayları da kadere bağlar. Aklın insana düşünmek ve tedbir almak için değil de kendi ihmallerinin faturasını kadere kesmek için verildiğini zanneder. Birkaç nesil korkunç kaza haberlerini leyleklerin göçü, güneşin doğup batması, kar yağması gibi vakayi adiyeden zannederek büyür. Yetkililer göstermelik tedbirler alır; kazalar olmaya, insanlar ölmeye devam eder. Ülkemiz için maddi-manevi hasarlar korkunç boyutlara ulaşmaya başlar. Öyle ki bizlerin bu haberlerle  büyüdüğümüz zamanlarda yaşanan PKK terör olaylarında ölen insan sayısının dört katı vatandaşımızı trafik kazalarında kaybederiz. Hiçbir olumsuzluğun sebebini kendine arama alışkanlığı olmayan yetkililerimiz kazaların gerçek sorumlularını da kendi dışında bulmakta gecikmez: TRAFİK CANAVARI!

Artık trafik canavarı bizden biridir ve her yerdedir. Yollarda kadın sürücüleri taciz eder, trafik ışığı olmayan yerlerde karşıdan karşıya geçmek isteyen yayalara bu basit işlemi azaba çevirir. Tali yoldan ana yola girmek isteyen sürücülere yol vermez, her yerde hız sınırlarını aşar, alkollü araç kullanır, yakalanınca polise rüşvet teklif eder. Uykusuzdur, dikkatsizdir. Üniversite giriş hediyesi olarak çocuğuna önce hemen ehliyet, ardından 50-60 bin liralık araba alır. Kanı kaynayan çocuğunun hiçbir trafik bilgisi olmadan trafiğe çıkmasına ses etmez, araba yarıştırmasına bir şey demez, gencecik delikanlılar aşırı hızdan parçalanarak ölünce yetkililere kameralar karşısında utanmadan lanet okur.

Arabanın canımdan dışarıya çöp, izmarit atar, ormanların yanmasına sebep olur. Yol ortasında 50 ile gidip kendisini uyaranlara kızıp küfreder, yetmez ‘Beni taciz ettiler.’ diye bir polise şikayet eder (dişi canavarlar). Yol kenarındaki su birikintilerine hızla girip oradaki yayalara çamur banyosu yaptırır.

Bu canavarı yok etmemiz ve ona uymamamız için yetkililerimiz müthiş bir çözüm geliştirir: Önce güzel canavarımızın eşkali belirlenir, sonra canavarımız tablolaştırılır, bütün yol kenarlarında “Trafik Canavarı Olmayın!” uyarısıyla memleketimiz insanına teşhir edilir. Televizyonlarımız da aynı tabloyu ara ara göstererek bu müthiş çözüme destek olur. Bir müddet sonra da halkımız canavara acıyıp onu bağrına basmaya başlar.

Canavarımız bütün kazaların tek sorumlusu olduğu için de halkımızı ona karşı dikkatli olmaya davet edince de başka tedbir almaya gerek kalmaz. Canavar işine devam eder ve ortaya şu utanç tablosu çıkar:

ÜLKELER NÜFUS (milyon) ÖLÜ SAYISI
A B D

İNGİLTERE

ALMANYA

FRANSA

JAPONYA

TÜRKİYE

 

 324,18

63,15

80,62

65,1

126,3

79,84

 

3-4

1-2

1-2

2-3

2-3

9-10

 

 

 

 

Not: 100.000 km de yapılan kazalardaki ortalama ölü sayıları

TÜİK ve Karayolları raporlarına göre;

ülkemiz karayolu ağında 2015 yılında toplam 1 milyon 313 bin 359 adet trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazaların 1 milyon 130 bin 348 adedi maddi hasarlı, 183 bin 11 adedi ise ölümlü yaralanmalı trafik kazasıdır. Yıl içerisinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının %75’i yerleşim yeri içinde %25’i ise yerleşim yeri dışında gerçekleşmiştir.

Türkiye’de 2015 yılında meydana gelen 183 bin 11 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası sonucunda 3 bin 831 kişi kaza yerinde, 3 bin 699 kişi ise yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayatını kaybetmiştir. Ölümlerin %48,8’i, yaralanmaların %67,3’ü yerleşim yeri içinde gerçekleşirken ölümlerin %51,2’si yaralanmaların ise %32,7’si yerleşim yeri dışında olmuştur.

1990’dan bu yana her yıl ortalama 7.000’den fazla vatandaşımızı trafik kazalarında kaybediyoruz. Yine her yıl 10.000’in üstünde vatandaşımız da bu kazalarda sakat kalıyor. Kazaların maddi hasarları korkunç boyutlara ulaşıyor.

Kurtuluş Savaşı’ndan  bu yana isyanlar, terör eylemleri, daha birçok çatışmada ölen ve yaralanan insan sayısımız, trafik kazalarında ölen ve yaralanan insan sayımızdan azdır. Bizim gibi gelişmekte olan bir ülke bu kadar ağır faturayı kaldıramaz. 

Şimdi gelişmiş ülkelerin kazaları, kazalardaki kayıpları  azaltmak için gerekli tedbirleri nasıl aldıklarını inceleyelim. Önce kazaların asıl sebeplerini tespit için çok kapsamlı ve ciddi kaza etüdleri yaptırtıp asıl sebepleri ortaya çıkartmışlardır. Bu sebepleri de dört ana başlık altında toplamışlardır:

  1. Sürücüye bağlı sebepler
  2. Trafik sıkışıklığına bağlı sebepler
  3. Yol durumuna bağlı sebepler
  4. Araçlara bağlı sebepler

Birinci sebep olan sürücü faktörünün kazalardaki önemini dikkate alan gelişmiş ülkeler öncelikle sürücü yetiştirmeye büyük önem vermişlerdir. Sürücü yetiştirmek amacıyla pek çok gelişmiş ülke lisans düzeyinde trafik eğitmeni programı açmış, verilecek trafik eğitimlerinin ehil kişiler tarafından verilmesine dikkat etmişlerdir. Daha sonra küçük yaşlardan itibaren insanlarında trafik bilincinin oluşması amacıyla örgün eğitimin bütün kademelerinde bu eğitimleri vermeye başlamışlardır. Mesela Avusturya’da 1960’tan beri bütün okullarda trafik dersleri zorunlu verilmektedir, İsrail’de ana okulundan 12. sınıfa kadar bu dersler zorunlu okutulmaktadır. Almanya’da 1969 yılında Yol Güvenliği Konseyi İdaresi kurulmuş ve okullardaki trafik derslerinin bu idareyle paralel yürütülmesine karar verilmiştir. Bulgaristan’da da trafik derslerinin ilk öğretimin bütününde zorunlu ders olduğunu belirtmek faydalı olacaktır.

Ülkemizde 1995’ten sonra yuva ve ana okullarında oyunlarla, ilk öğretimlerde 6. ve 8. sınıfta haftada bir saat, liselerde ise ‘Trafik Bilgisi’ ve ‘İlk Yardım’ adıyla yine haftada bir saat seçmeli olarak verilmeye başlanmıştır. Bu olumlu adımın tepkiler karşısında öylesine atıldığını trafik derslerini veren kişilerin niteliğine bakarak anlayabiliriz: Ülkemizdeki hiçbir okulda trafik branş öğretmeni yoktur ve bu dersler ek ders ücreti için derse giren veya dersleri boş geçen diğer branş öğretmenleri tarafından verilmektedir. Durum böyle olunca da bu derslerden haliyle verim alınamamaktadır.

Gelişmiş ülkeler trafik eğitmeni yetiştirmek, yurttaşlarında küçük yaştan itibaren trafik bilinci oluşturmaktan başka sürücü yetiştiren kurslara büyük önem vermişler ve buralarda verilen kursun niteliğine oldukça dikkat etmişlerdir. Örneğin sadece Avrupa’da sürücü yetiştirilmesi için 5000’den fazla iş yerinin var olduğu, 5000 kadar potansiyel iş yeri olduğu belirlenmiştir. Sürücülerin eğitilmesi için mühendisler, hekimler, avukatlar, öğretmenler, ekonomistler ve trafik psikologları disiplinler arası çalışmalar yaparak kusursuz sürücüler yetiştirmeye gayret etmektedirler. Sürücü lisansı verme süresinin AB ülkelerinde 2 yıl olduğunu hesaba katarsak onların bu işe verdikleri önemi ve insan hayatınının onlar için ne kadar değerli olduğunu anlayabiliriz.

Ülkemizde ise 03.02.1987 tarih 19.360 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği çıkarılmış ve sürücü yetiştirmek için özel kursların açılmasına izin verilmiştir. O tarihe kadar emniyet müdürlüklerine yapılan müracaatla 1 haftada alınabilen sürücülük lisansı, sürücü kurslarının açılmasıyla üç aya çıkarılmış; ancak bu kurslarda da bize has özellikler işin içine girince kursa gitmeden ehliyet almak modası başlamıştır. Yine sürücü kursu açacak kişiler de eğitim koşulu aranmaması bu işi disiplinler arası çalışmalarla yapan gelişmiş ülkeler göz önüne alındığında oldukça manidar bir manzara çıkarılmaktadır. Gelişmiş ülkeler insanlarında trafik bilinci oluşturarak sürücülere bağlı kaza oranlarını %50’nin altına düşürürken bu oran bizde hala %90 civarındadır.

Yine gelişmiş ülkelerin pek çoğunda sürücülerde aşırı hızın ve alkollü araç kullanımının engellenmesi, trafik bilinci eğitiminden mahrum kişilerin oldukları kazaların asgariye indirgenmesi için

  • sürücülerin psikoteknik yeteneklerinin artılması,
  • sürücülerin belli periyotlarda eğitim ve rehabilitasyona tabi tutulması,
  • üniversitelerde trafik psikolojisi eğitiminin verilmesi,
  • trafik kazalarında en önemli risk grubunu oluşturan gençlerin eğitimiyle ilgili konularda çalışmalara ağırlık verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti trafik kazalarını ve kazalara bağlı kayıpları asgariye indirmek için acilen

  • En az 10 köklü eğitim fakültesinde 4 yıllık Trafik Öğretmenliği bölümü açmalıdır. Bu bölümün ders programında demografi, trafik ekonomisi, bilişim-inovasyon, çevre, psikoloji dersleri mutlaka zorunlu olmalıdır.
  • Orta okul ve liselere zorunlu trafik dersi konmalı, bu dersler mutlaka Emniyet Genel Müdürlüğüyle iş birliği içinde verilmelidir.
  • Toplu taşıma imkanları arttırılmalı, vatandaşlar toplu taşımaya yönlendirilmelidir.
  • STK iş birlikleriyle ülkemizin sürücülerinde ” yayaya saygı ” bilinci oluşturulmalıdır.

Melik Fırat İLHAN

 

[Toplam:1    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin