Dünyanın Evrensel Dili: ESPERANTO

0
246
esperanto

Bazen sadece daha iyi iletişim kurabildiğimiz takdirde dünyadaki birçok problemi çözebileceğimizi düşünüyoruz. Belki “sevgi” veya “müzik” gibi bir çeşit uluslararası dil olsaydı… Ah evet, aslında uluslararası bir dil var: Esperanto.

Mi Ne Scias, Kion Ĉi Tio Diras

Esperantonun hikâyesi; Polonya’nın bir değil, iki değil, üç değil, tam dört farklı dil konuşulan bir bölgesinde 1887’ye dayanır. Dr. Ludwik Lejzer (arkadaşları için “L.L.”) ortak bir dili paylaşsalar komşularıyla daha iyi anlaşacaklarını düşünür fakat ana dili konuşmayan ikinci sınıf vatandaşlara mevcut dili geçersiz kılmakta endişelenir. Bu yüzden okuması, yazması ve en önemlisi öğrenmesi kolay tek bir dil yaratmaya girişir.

Bu demektir ki diğer dillerin aksine, Esperantoda 16’dan fazla kural yok, dikkat edelim 16 ve bu kurallardan hiçbirinin istisnası yok. Üstelik tamamen fonetik yani her harf aynı yolla telaffuz ediliyor, yanındaki diğer harflerin ne olduğunun bir önemi yok. Dr. Zamenhoff, bu dili İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca dâhil Hint-Avrupa dil ailesindeki birkaç dile dayandırıyor ve dünyayı bir araya getirmekte oynadığını düşündüğü rolü belirtmek için “umut” kelimesinden dolayı “Esperanto” olarak adlandırıyor. Pekâlâ, senin için umut etmeye devam edeceğiz doktor!

Bir derse hazır mısınız? “Merhaba” bu dilde “Saluton”, “Hoşça kal” “Ĝis la revido” ve “Una bieron, mi petas” önemli bir ifade olan “Bir bira lütfen”e karşılık geliyor. Yukarıdaki harflerin aksanları yanıltıcı görünebilir fakat karakterler gerçekten sadece kendi başlarına seslerdir. Hatırlanması gereken önemli şey, Esperantoyu öğrenilmesi kolay bir dil yapan özelliği her şeyin her zaman aynı şekilde telaffuz edilmesidir. Tahminlere göre bu dil, İngilizce için 1500 ve İtalyanca için 1000 saat ile kıyaslandığında yaklaşık 150 saatlik bir çalışmayı gerektiriyor.

Bu arada şu başlıktaki yazı mı? Esperantoda “Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum.” demektir.

Gerçek Dünyada Esperanto

Şimdi bir riske gireceğiz ve Esperantoyu konuşan kimseyi tanımadığınıza dair bir tahmin yapacağız. Ne yazık ki Dr. Zamenhoff’un sınırları aşan bir dil vizyonu asla meyvesini vermedi. Bu, dilin iletişim kurmada bir yoldan fazlası olduğu için olabilir; başka ülkeleri deneyimlemek, yeni yemekleri denemek, yeni bir kültürü öğrenmek için bir yoldur. Esperantonun tamamında bunlar yoktur. Hâlâ bulunmuş diller arasında (Bunun tek olduğunu düşünmemiştiniz değil mi?) kesinlikle en başarılı olanıdır. Şaşırtıcı bulabileceğiniz birkaç önemli yolla kendine yer edinmiştir.

1966’da (orijinal “Star Trek” piyasaya çıkmadan birkaç ay önce) William Shatner, tamamen Esperanto dilinde yazılmış bir bilim kurgu filmi olan “La Inkubo”da rol aldı. Bu dille çalışacak yüksek profilli tek tanınmış kişi değildi ya! Lev Tolstoy da akıcı konuşurdu ve hatta Esperanto Vejetaryen Topluluğunun onursal başkanı olarak seçildi. Bugün Bahai inancının uygulayıcılarının bunu öğrenmesi kuvvetle önerilir ve onu öğrenmek için başka iyi bir neden daha vardır: Nobel Ödüllülerin sekiz veya daha fazlası Esperantisttir. Sanırım dünya barışına dair bir rüya, sadece harika şeyler yapmakla el ele gidiyor.

Repertuvarınıza başka bir dil eklemeyi mi düşünüyorsunuz? David Richardson’ın “Esperanto” adlı diliyle, uluslararası bir dille başlayın

[Toplam:5    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin