Edebiyat Notları – Türk Edebiyatı Dönemlerinin Genel Özellikleri – Melik Fırat İLHAN

0
942
türk edebiyatı

Edebiyat Notları; sınavlardaki edebiyat sorularını çözmek, okul notlarını yükseltmek, genel kültür edinmek isteyenler için önemli ve farklı bir kaynaktır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatı dönemlerinin genel özellikleri ile ilgili önemli bilgiler yer almaktadır.

2. ÜNİTE: TÜRK EDEBİYATI DÖNEMLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

A. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

  • Milattan önce tam olarak bilinmeyen bir dönemden, Türklerin 10. yüzyılda Müslüman oldukları döneme kadarki edebiyatın adıdır.
  • Bu dönemde başka milletlerle ticari, siyasi vb. ilişkiler az olduğu için arı; göçebe yaşamın koşulları ve yaşam kültüründen ötü yalın (sade) bir Türkçe kullanılmıştır.
  • Eserlerde aşk, özlem, ölüm, doğa güzelliği, yiğitlik ve milli duygular işlenmiştir.
  • Şiirlerde hece ölçüsü, dörtlük nazım birimi, yarım uyak, aliterasyon ve cinaslar  kullanılmıştır.
  • Anonim karakter gösterir, şiirler kopuz denen saz eşliğinde söylenmiştir.
  • Şairlere kam, şaman, ozan, baksı, oyun gibi isimler verilmiştir. Şairler aynı zamanda müzisyen, hekim, büyücü ve din adamıdır.
  • Şiirler genellikle sığır, eğlence şölen ve yuğ törenlerinde söylenmiştir. Bu törenler dini karakter taşır.
  • Dönemin sözlü edebiyat ürünleri koşuk, sagu, sav ve destanlardır.
  • En önemli yazılı edebiyat ürünleri 8. yüzyılda diktirilen Orhun Yazıtları’dır. Orhun Yazıtları sırasıyla Tonyukuk, Kültigin ve Bilge Kağan adına diktirilmiştir. Uygur metinleri de edebi değeri olan yazılı eserleridir.

B. İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatı

B.1. Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı

  • Türklerin Karahanlılar Dönemi’nde İslamiyeti kabul etmeleriyle başlayan, 13. yüzyıldan itibaren Divan edebiyatına evrilen yazılı bir edebiyattır.
  • Geçiş döneminde Türk edebiyatı, Karahanlıların yaşadığı coğrafyadan ötürü İran dili ve edebiyatı,  İslamiyet’in etkisiyle Arap dili ve  edebiyatından etkilenmiştir. Bu dil ve edebiyatların etkisiyle Türkçeye Farsça ve Arapça sözcükler girmiştir.
  • Farsça ve Arapça giren sözcüklerle Türkçe arılığını kaybetmiş ancak eserlerde yalın (sade) anlatım özelliği devam etmiştir.
  • Türk şiirinde aruz ölçüsü, mesnevi nazım biçimi, beyit nazım birimi ilk kez bu dönemde kullanılmıştır.
  • İslamiyet’in eserlerde genellikle dini karakter hakimdir.
  • Dönemin önemli sanatçıları Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Edip Ahmet Yükneki ve Ahmet Yesevi’dir.

B.2. Halk Edebiyatı

  • İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı geleneğini sürdüren sözlü edebiyattır.
  • Anonim, Âşık ve Tekke edebiyatı olmak üzere üç bölüme ayrılır.
  • Anonimde söyleyen belli değildir; Âşık edebiyatında şairler şiirlerini saz eşliğinde söylemiş, son dörtlükte mahlaslarını kullanmışlardır.
  • Şiirlerde hece ölçüsü, nazım birimi olarak dörtlük ve genelde yarım uyak kullanılmıştır. Âşık ve Tekke edebiyatında aruz ölçüsünü kullanan şairler olmuştur.
  • Halkın günlük yaşamından alınan somut konular, halkın günlük yaşamda kullandığı dille anlatılmıştır.
  • Doğaçlama (irticali) söyleyiş önemli yer tutmuş ve sanat yaşamın bir parçası olarak kabul edilmiştir.
  • Mani, ağıt, destan, koşma, semai, ilahi en çok kullanılan nazım biçimi ve türleridir.
  • Âşık edebiyatında Karacaoğlan, Dadaloğlu, Âşık Veysel; Tekke edebiyatında Yunus Emre, Pir Sultan Abdal önemli şairlerdir.

B.3. Divan Edebiyatı

  • Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra gelişen edebiyattır. Genelde İran ve Arap edebiyatı etkisinde kalmıştır.
  • Şiirler, divan adı verilen kitaplarda toplandığı için Divan edebiyatı denmiş, nazım nesirden çok gelişmiştir.
  • Yazılı bir edebiyattır ve yüksek kesime hitap etmiştir.
  • Genelde soyut konular işlenmiş; kişisel ve toplumsal sevinçlere, acılara çok az yer verilmiştir.
  • İşlenen konudan çok konunun işlenişine önem verilmiş, göz için kafiye anlayışı egemen olmuştur.
  • Eserler yabancı sözcük ve yabancı dil kurallarının çok kullanıldığı Osmanlıca olarak adlandırılan ağır bir dille yazılmıştır.
  • Ölçü olarak aruz, nazım birimi olarak genellikle beyit kullanılmıştır.
  • Söyleyiş güzelliği sağlamak için eş anlamlı sözcükler çok kullanılmış, parça güzelliği bütün güzelliğinden üstün tutulmuştur.
  • Şiirlerde tasavvufla ilgili terimler çok kullanılmış, şairler kendileri için mahlas adı verilen lakaplar kullanmışlardır.
  • Noktalama işaretlerinin olmadığı, hüner gösterme amacıyla yazılan nesirlerde uzun cümleler kullanılmıştır.
  • Fuzuli, Baki, Nefi, Nabi, Naili, Nedim, Şeyh Galip en önemli şairlerdir.

C. Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı

C.1. Tanzimat Edebiyatı

C.1.a. I. Dönem Tanzimat Edebiyatı

  • Klasisizm ve daha çok romantizmin etkisinde kalan bu dönem sanatçıları aynı zamanda devlet adamıdır.
  • Eserlerde Fransız İhtilali’nin etkisiyle hürriyet, adalet eşitlik gibi kavramları işlemişlerdir.
  • Batı edebiyatındaki roman, tiyatro, eleştiri, anı, modern öykü, makale gibi türleri Türk edebiyatına kazandırmışlardır.
  • Şiirde yeni içerikleri eski nazım biçimleriyle anlatmışlardır.
  • Şiirde parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem vermiş, hece ölçüsünü de kullanmışlardır.
  • Konuların genellikle günlük hayattan veya tarihten alındığı romanlarda kişiler tek yönlü ele alınmış, iyiler ödüllendirilmiştir.
  • Genelde cariyelik kurumu ve alafrangalık özentiliğinin işlendiği romanlarda rastlantılara çok yer verilmiştir.
  • Toplum için sanat anlayışında oldukları ve toplumu eğitmeyi amaçladıklarından dilde sadeleşmeyi savunmuş ancak bunu tiyatro eserlerinde gerçekleştirebilmişlerdir.
  • Eserlerin teknik yönü zayıftır. Eserlerde noktalama işaretleri kullanılmaya başlanmıştır.
  • En önemli sanatçıları Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi ve Ahmet Vefik Paşa’dır.

C.1.b. II. Dönem Tanzimat Edebiyatı

  • Siyasi şartların ağırlaşması nedeniyle toplumsal konular yerine bireysel konuları işlemişlerdir.
  • Realizm ve biraz da naturalizmin etkisiyle “Sanat için sanat’’ anlayışıyla eser vermişlerdir.
  • Romanlarda konular günlük yaşamdan seçilmiş ve gerçeğe uygun biçimde işlenmiştir.
  • Toplumu eğitmeyi amaçlamadıkları için dil birincilere göre ağırlaşmıştır.
  • Şiirde Divan edebiyatının etkisi azalmıştır.
  • En önemli sanatçıları Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan ve Nabizade Nazım’dır.

C.2. Servet-i Fünun Edebiyatı (Edebiyat-ı Cedide)

  • Recaizade M. Ekrem’in etrafında toplanan gençlerin Servet-i Fünun adlı bir dergi çıkarmalarıyla başlamıştır.
  • Hikaye ve romanda realizmle naturalizm, nazımda parnasizm ve sembolizmin etkisinde kalmışlardır.
  • Sanat için sanat anlayışıyla eser vermiş, halktan kopuk elit bir edebiyat yaratmışlardır.
  • Şiir, hikaye, roman, fıkra, makale türlerinde eserler yazmış; tiyatro ve eleştiriyi ihmal etmişlerdir.
  • Tanzimatçılara göre teknik seviyesi yüksek eserler yazan Servet-i Fünuncular eserlerinde siyasi baskıdan ötürü bireysel konuları işlemişlerdir.
  • Olayların genelde İstanbul’da geçtiği roman ve hikayelerde çok başarılı tasvir ve tahliller yapmışlardır.
  • Eserlerde düşle gerçek çatışması, karamsarlık ve kaçış temaları egemendir.
  • Batı edebiyatını günü gününe izlemiş ve yeni bir şiir dilini yerleştirmeye çalışmışlardır.
  • Şiirde yoğun bir duygusallıkla kendilerine özgü bir şiir dili oluşturmuşlardır.
  • Şiirde konu ve bütün güzelliğine önem vermiş, kulak için kafiye anlayışını savunmuşlardır.
  • Şiirde konu ve ölçü arasında ahenk aramış, aruzu çok başarılı kullanmış ve nazmı nesre yaklaştırmışlardır.
  • Dilde sadeleşme eğilimini devam ettirmemiş, yabancı sözcükler ve yabancı dil kurallarıyla yüklü son derece ağır bir dil kullanmışlardır.
  • Eski sözcüklerle yeni imge oluşturmayı amaçlamış, doğayı önemli bir anlatım aracı olarak kullanmışlardır.
  • Resim ve müziği ön plana çıkardıkları şiirlerde sone, terza-rima, triyole gibi Batı edebiyatı nazım biçimlerini kullanmışlardır.
  • Aruzun klasik kalıplarını bozarak serbest müstezat nazım biçimini ortaya çıkarmışlardır.
  • Nazımda Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin, nesirde Halit Ziya ve Mehmet Rauf önemli sanatçılarıdır.

C.3. Fecr-i Ati Edebiyatı

  • Türk edebiyatında kuruluşunu bir bildiriyle duyuran ilk topluluktur.
  • Servet-i Fünun edebiyatına tepki olarak doğmuş ancak edebiyata bir yenilik getirememişlerdir.
  • “Sanat, şahsi ve muhteremdir.’’ anlayışıyla eser vermiş, sanatın toplumu eğitimine katkı sağladığına inanmışlardır.
  • Sembolizmin etkisiyle şiirlerinde biçim-içerik ikiliğini kaldırmaya, şiirin anlamı ile yapısını kaynaştırmaya çalışmış, ses ve anlamın ayrılmaz hale gelmesini istemişlerdir.
  • Şiiri müziğe yaklaştırmışlardır.
  • Eserlerinde Servet-i Fünuncular gibi ağır bir dil kullanmışlardır.
  • Fecr-i Aticiler bireysel hareket etmeleri yüzünden bir akım olamamışlardır.
  • Fecr-i Ati’nin en önemli sanatçısı Ahmet Haşim’dir.

C.4. Milli Edebiyat

  • Selanik’te çıkan Genç Kalemler dergisiyle başlamıştır. En önemli özelliği bir dil hareketi olmasıdır.
  • Milli edebiyatçılar Türkçenin sadeleşmesi ve doğallaşmasına büyük hizmet etmiş, Yeni Lisan olarak bilinen dilde sadeleşme hareketini başlatmışlardır.
  • Eserlerin Türkçe sözcüklerle ve kurallarla yazılmasını, Türkçede karşılığı olan yabancı sözcüklerin kullanılmamasını istemişlerdir.
  • İstanbul halkının konuşma dilinin eğitim-öğretim ve edebiyat dili olmasını amaçlamış, bu amaçlarında başarılı olmuşlardır.
  • Halk edebiyatından yararlanmış, eserlerinde memleket hayatını yansıtmışlardır.
  • Realizm ve naturalizmin etkisinde kalmış, eserlerinde işledikleri konuları Anadolu’dan seçmişlerdir.
  • Roman ve hikayelerde sosyal sorunları, milliyetçilik düşüncesini ve Kurtuluş Savaşı’nı; şiirlerde bireysel konuları işlemişlerdir.
  • Şiirlerini hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimiyle yazmışlardır. Şiirde bunlar dışında bir yenilik yapamamışlardır.
  • Eserlerinde mizah unsurlarına sıklıkla yer vermişlerdir.
  • Tanzimatçılardan sonra ihmal edilen tiyatroyu canlandırmış ancak teknik yönü zayıf, dili başarılı tiyatrolar yazmışlardır.
  • Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Fuat Köprülü, Ali Canip Yöntem önemli temsilcileridir. Yakup Kadri, Reşat Nuri, Halide Edip, Falih Rıfkı, Refik Halit Milli Edebiyat akımından etkilenen yazarlardır.

D. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

D.1. Beş Hececiler

  • Yerli motiflerle günlük yaşamı yansıtan bir memleket edebiyatı yaratmaya çalışmışlardır.
  • Şiirlerinde memleket sevgisi, güzellikleri ve kahramanlık temalarını işlemişlerdir.
  • Şiirlerini sade (süsten uzak) bir dil ve hece ölçüsüyle yazmışlardır.
  • Şiirlerinde dörtlük nazım birimi dışında yeni biçimler aramış ve hece ölçüsüyle serbest müstezat yazmayı bile denemişlerdir.
  • Beş Hececi şairler şiir yazmaya aruzla başlamış, sonradan hece ölçüsüne dönmüşlerdir.
  • Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek Beş Hececi şairlerdir.

D.2. Yedi Meşaleciler

  • İlkelerini “içtenlik, canlılık ve devamlı yenilik” olarak açıklamışlardır.
  • Milli edebiyatçıların yurt sevgini samimiyetsiz bulup eleştirmiş ve Beş Hececilere karşı çıkmışlardır.
  • Batı edebiyatını örnek alıp izleyeceklerini söylemelerine rağmen biçimsel olarak karşı çıktıkları Beş Hececilerin izinden gitmişlerdir.
  • Bu akımın başarılı şairleri Ziya Osman Saba ve Sabri Esat Siyavuşgil’ dir.
  • Yaşar Nabi Nayır, Cevdet Kudret Solok, Vasfi Mahir Kocatürk, Kenan Hulusi Koray ve Muammer Lütfi akıma mensup diğer isimlerdir.

D.3. Birinci Yeni Akımı (Garipçiler)

  • Şiirde her türlü kurala karşı kuralsızlığı savunmuşlardır.
  • Şiirde ahenk unsurlarını (ölçü, uyak, redif) ve dörtlüğü gereksiz görmüşlerdir.
  • Şiirde şairaneliğe, gereksiz söz sanatlarına ve mecazlı söyleyişlere karşı çıkmışlardır.
  • Şiirlerinde o güne kadar işlenmemiş konuları anlatmış; günlük hayatı, sıradan insanların sorunlarını, yaşam sevinçlerini yansıtmışlardır.
  • Konuşma dilini kullandıkları eserlerinde toplumsal eleştirilere de yer vermişlerdir.
  • Akımın öncüsü Orhan Veli’dir. Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday diğer sanatçılardır.

D.4. İkinci Yeni Akımı

  • Garip akımına tepki olarak doğmuştur.
  • İkinci Yeniciler ahlak, erdem, gerçek gibi kavramların şiirin amacı olmasına karşı çıkmışlardır.
  • Şiirde öyküleyici anlatım yerine kapalı ve soyut anlatımı tercih etmişlerdir.
  • Şiirde anlamdan ve gerçek yaşamdan kopmuş, soyutluğu sağlamak için yeni sözcükler türetme yoluna gitmişlerdir.
  • Şiirde ahengin ölçü ve uyakla değil, musiki ve anlatım zenginliğiyle olması gerektiğini savunmuşlardır.
  • Şiir dilinin konuşma dilinden uzak, mantık dokusundan arınmış ve özgün olmasını istemişlerdir.
  • Şiir dilinde söz dizimini değiştirmiş, yeni tamlamalar kurmuşlardır.
  • Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, İlhan Berk, Ece Ayhan, Edip Cansever, Ülkü Tamer bu akımın önemli sanatçılarıdır.

D.5. Maviciler

  • Adını Attila İlhan’ın 1952’de çıkarmaya başladığı Mavi adlı dergiden almıştır. Bu dergi ilerleyen zamanlarda toplumsal gerçekçi sanatın doğmasına zemin hazırlamıştır.
  • Garip akımının şiir anlayışına karşı çıkmış; şiirin basit değil, içli ve derin olması gerektiğini savunmuş, İkinci Yenicilerin de şiirimizi yozlaştırdığını iddia etmişlerdir.
  • Öz ve ses özellikleri yönüyle Halk ve Divan edebiyatı geleneklerine yaslanan, biçim bakımından Batılı olabilen estetik bir yaratmaya çalışmışlardır.
  • Attila İlhan, Orhan Duru, Ferit Edgü bu akımın önemli temsilcileridir.

D.6. Toplumcu Gerçekçiler

  • Eserlerinde ulusumuzun bütün sorunlarını estetik ilkelerden ödün vermeden yansıtmayı amaçlamışlardır.
  • Köy hayatı ve gerçeklerini anlatmayı sanatçı sorumluluğu olarak kabul etmişlerdir.
  • Genellikle güncel toplumsal sorunları işlemiş; roman, hikaye ve şiir türlerinde başarılı olmuşlardır.
  • Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Nazım Hikmet, İsmet Özel bu akımın öne çıkan sanatçılarıdır.

D.7. Hisarcılar

  • Edebi eserlerde yaşayan dilin kullanılmasını,
  • Sanatçının bağımsız olmasını ve sanatın propoganda aracı olmamasını,
  • Sanatta yeniliğin asıl olduğunu ama yenilik uğruna milli değerlerin yok edilmemesini savunmuşlardır.
  • Şiirlerinde aruz, hece ve serbest ölçüyü kullanan bir şiir akımıdır.
  • Kendilerini 1. ve 2. Yeniciler, Maviciler ve Toplumcu Gerçekçilere karşı Türk şiirini ve dilini koruyan topluluk olarak görmüşlerdir.
  • Mehmet Çınarlı, Yavuz Bülent Bakiler, Gültekin Samanoğlu, Halide Nusret Zorlutuna öne çıkan isimlerdir.

D.8. Saf (Öz) Şiir Anlayışı ve Temsilcileri

  • Saf şiir anlayışının çıkış noktası Paul Valery’nin dili her şeyin üstünde tutan görüşüdür. Bu görüşten etkilenen şairlerin Batı edebiyatı ve Divan şiirinin biçimci yapısı üzerine inşa ettikleri şiir anlayışına saf şiir anlayışı denir.
  • Saf şiir anlayışının öncüleri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’dir. Onların Fransız sembolist ve parnasyen şairlerden etkilenerek oluşturdukları bu şiir anlayışıyla Ahmet Hamdi, Cahit Sıtkı, Ahmet Muhip Dıranas ve Necip Fazıl Kısakürek başarılı şiirler yazmışlardır.
  • Saf şiir, bir edebiyat topluluğu değil bir şiir anlayışıdır.

“Edebiyat Notları yayın hakları Fırat Hoca Kitapları’na aittir. 5846 ve 2936 sayılı telif hakları yasası gereğince, tamamının veya herhangi bir bölümünün  yayıncısının izni alınmadan; elektronik, mekanik, fotokopi, faksimile ve herhangi bir kayıt sistemi ile çoğaltılması veya depolanması yasaktır.”

[Toplam:3    Ortalama:3.7/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin