Eğitimde Yaz-Boz Olmaz! – Melik Fırat İLHAN

6
883
eğitim

Eğitim günlük ve basit ideolojik gerekçelerle müdahale edilecek bir alan değildir. Bir milletin geleceğinin planlanması, varlığının devamının sağlanması işidir. Milli Eğitim Bakanlığı, bir ülkenin en stratejik kurumudur. Büyük milletler eğitim programları ve hedeflerini planlarken konjonktüre göre kendileri için öncelikli ve stratejik alanları seçer, her alanın önde gelen uzmanlarıyla titiz ve dikkatli çalışmalardan sonra uygulanacak sistem ve müfredatı belirler, nihayetinde o sistem ve müfredatı uygulayabilecek tam donanımlı öğretmenleri yetiştirerek eğitim-öğretim hizmetlerini icra eder. Böylece kendi varlığını da güçlü biçimde devam ettirir.

Şimdi yukarıdaki metne göre ülkemizde eğitimle ilgili yapılan ve yapılamayan şeyleri belirleyelim:

1. Ülkemizde eğitim bütün siyasi partiler için günlük ve basit ideolojik gerekçelerle üzerinde oynanan bir alandır. ( Yapılan şey, keşke yapılmasa )

2. Bizde eğitim geleceği planlama, varlığı devam ettirme değil; geleceği yıkma, milleti yok etme amaçlıdır. Bu amaca maalesef toplumun iyi-kötü niyetli % 90’ı da hizmet etmektedir. Gelin bu amaca nasıl hizmet edildiğine bakalım:

  • En zeki-başarılı çocuklarını öğretmenlik mesleği ve temel bilimlere yönlendirmeyen; öğretmenler ve bilim insanlarının refah düzeyini en yukarı taşımayan milletler batmaya mahkumdur. En zeki-başarılı öğrencilerini tıp, mühendislik, hukuk fakültelerine yönlendiren aziz milletimiz bu arkadaşları öğretmenlerin yetiştirdiğini maalesef bilmemekte ve durumun vahametini anlamamaktadır. Başarısız öğretmenlerin yetiştirdiği öğrencilerin dünya çapında hekim, mühendis ve hukukçu olamadıklarını da bilmediği gibi. Öğretmen yetiştirmek iktidarların öncelikli konusu, öğretmen olmak da milletin öncelikli, şerefli tercihi değildir. Hiçbir şey olamayan çocuklar ‘’Bari öğretmen ol!’’ biçimindeki rezil dayatmayla bu alanı seçmektedir. Öğretmenlik mesleğini aşağılayıp öğretmenlerin kalitesizliğinden şikayetlenmek de aziz milletimizin en tuhaf özelliğidir.
  • Seçim dönemlerinde yol, köprü, baraj projelerini alkışlayıp eğitim projeleri olmayan siyasetçileri milletvekili, belediye başkanı seçen; sürekli değişen sistemleri alkışlamak veya değişikliğe küfretmekten başka bir şey yapmayan da bu millettir.
  • Üniversiteleri dünyayla rekabet edemediği, üniversitelerde bilim dışında çok şey üretildiği halde kılını kıpırdatmadan oturan; kitap okumaya vakit bulamayıp her gün 3-5 saatini sosyal medyada abuk sabuk şeylere harcayan da bu millettir.
  •  Eğitimi en hayati bir mesele olarak görmeyen, eğitimci ve bilim insanlarına müptezel TV programlarının sunucuları kadar kulak kesilmeyen de bu millettir.

3. Cumhuriyet tarihimiz boyunca Milli Eğitim Bakanları, eğitime yabancı ve ilgisiz kişiler olmuştur. Hasan Ali Yücel istisnai bir şahsiyettir.

4. Milli Eğitim Bakanlığı, özellikle Talim Terbiye Kurulu kadroları donanımsız, gelişen dünyadan habersiz bireylerle doldurulmuştur. Bu durum halen devam etmektedir.

5. Eğitim sistemimiz ve müfredat programlarımız alanlarının en başarılı isimleri ve bilimsel yöntemlerle değil basit gerekçeler ve saplantılı ideolojik yönlendirmelerle hazırlanmaktadır. Müfredat programları kimin ne amaçla yaptığı bilinmeyen düzenlemeleriyle değişmektedir. Müfredata eklenen ve müfredattan çıkarılan konuların bilimsel temeli yoktur. Sınıflarda işlenecek konular bilimsellik ve bütünlükten yoksundur. Her iktidar kendi ideolojik takıntıları veya popülist tavırlarıyla müfredat programlarını değiştirmektedir. Müfredat programları bireylerin zihinsel yazılımıdır. Yazılım programı olumsuz olunca, sonuçlar da verimsiz olmaktadır.

Yeni dünyaların keşfedildiği, başta üretim olmak üzere her şeyin değiştiği böylesi kritik bir dönemde eğitimle bu kadar kolay oynanmamalıdır. Eğitim, hiçbir siyasi iktidarın tek başına hareket edeceği bir alan değildir. Eğitimle hele ideolojik gerekçelerle oynamak milleti ateşe atmaktır. İktidarları döneminde eğitime bütçeden en yüksek ödeneği ayırıp takdiri hak eden AK Parti; sistem, müfredat programları ve öğretmen yetiştirme gibi stratejik konularda da aynı hassasiyeti göstermelidir. Diğer siyasi partiler de değişen sistem ve müfredat programlarını yerip hükümete vurmak yerine; dört başı mamur alternatif sistemler önermeli, parti programlarının en önemli kısmını eğitim konularına ayırmalıdır.

TEOG, YGS, LYS sınavlarının kaldırılıp her okulun kendi sınavını yapması önerisi uygulanabilir bir şey değildir. Gerekçelerini hepimiz biliyoruz. Kimse kimseyi kandırmasın.

Son Söz: Müfredat programlarından Evrim Teorisi’nin çıkarılmasını iyi veya kötü bulan yüzlerce kişiden Charles Darwin’in eserini okuyan üç beş kişi gördüm. Okumadan savunmak ne de olsa milli hastalığımız!

[Toplam:2    Ortalama:5/5]

6 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin