Eğitimdeki Asıl ve Büyük Sorunlarımız – Melik Fırat İLHAN

0
262
eğitim sorunları

Eğitimle ilgili büyük sorun ve tartışma konularımız var:

  • Sınav sistemleri, müfredat programları sürekli değişiyor ve belirsizliklerle dolu.
  • Ders kitapları ve yardımcı kaynaklarda çok yanlış var.
  • Okullarımızın teknolojik ve fiziksel donanımı çok yetersiz.
  • Öğretmenlerin kalitesi çok düşük.
  • Her iktidar eğitime siyaseti karıştırıp kendi ideolojik takıntılarına göre insan yetiştirmeye çalışıyor.

Bunlar her gün birçok yerde konuşulan, yazılan şeyler. Şüphesiz hepsi doğru ancak önemli olan bu doğruları yaratan sebepleri bulmak ve yok etmektir. Yukarıdaki maddeler birer sonuçtur. Bütün sonuçlar gibi bunları da ortaya çıkaran nedenler var. Nedenleri yok edemezsek bu konuları çok uzun yıllar boş boş konuşup dururuz.

Yukarıda sıraladığımız beş sonucu yaratan çok önemli sebepler şunlardır: Eğitim hayal kurma, merak etme, sorgulama; sabırlı-istikrarlı olma ve asla pes etmeme durumudur. Hayal kurmuyor, merak etmiyor, sorgulamıyoruz. Sabır, istikrar ve mücadele etme tutkusu bizden ırak. Böyle olunca içimizde öğrenme, öğretme, üretme ateşi yanmıyor; yansa da harlanamıyor.

Dünyanın en iyi hocaları, teknolojik donanımları ve kaynaklarına sahip, sistemleri oturmuş okullarında da okusan; her şeyden mahrum en ücra köyünde de okusan içinde hayal, merak, sorgulama ateşi yanmıyor ve sen bu ateşi sürekli körüklemiyorsan veriminin hep düşük kalacaktır. Bir şeyleri öğrenme- geliştirme işi sabır, istikrar ve mücadele tutkusu ister. Tutku sözcüğü Türkçede tuttuğunu koparmak deyimiyle özdeşleşmiştir. Bizim öğrencilerimiz bırakın tuttuğunu koparmayı bir şeyi tutmuyor, ona öylesine dokunuyor.

Niye böyle oluyor? Bu durumu sadece öğrenciler mi yaratıyor? Tabi ki hayır. Durumu bizatihi toplumun kendisi var ediyor. Toplumsal kültürü el birliğiyle yaratan aileler, öğretmenler, iş ve bilim insanları, sporcular, sanatçılar, sanayiciler, işçiler, memurlar vb. toplumun bütün paydaşları  meraksız, tutkusuz, sabırsız olunca onların çocukları öğrenciler de pekala böyle oluyor. Sonra öğrenciler mezun olup toplumun diğer paydaşları haline geliyor. Alıntıcı akademisyen, cahil öğretmen;  distribütörlük peşinde koşan iş insanı-sanayici, günü kurtaran sanatçı-sporcu, dünyadan bihaber yönetici-çalışan oluyor.  Aynı heyecansız, meraksız, tutkusuz, verimsiz hayatı yaşama ve yaşatmaya devam ediyor. Tam bir kısır döngü hali…

Kısır döngüden çıkmanın yolu şudur: Başta öğretmen ve bilim insanları meraklı, heyecanlı, araştırıcı, tutkulu ve sabırlı  olacak. Çok fazla bilimsel bilgiyi öğrenecek ve öğrencisine öğretecek. Öğrenciler, eğitmenlerinden daha meraklı, daha tutkulu,  daha sabırlı olacak; daha çok okuyacaklar. Sonra birlikte hayal kuracak, üretecek, gelişecek ve geliştirecekler. Öğrenciler mezun olup akademisyen-öğretme,  iş insanı-sanayici, sanatçı-sporcu, yönetici-çalışan olup aile kurduklarında aynı alışkanlıkları çocuklarına aktaracaklar. Böylece önce yaşadıkları toplumu, sonra dünyayı değiştirecekler. Bu değişimin herkes için iyi olması için de vicdanlı ve paylaşımcı olacaklar.

Peki bir toplumun % 100 böyle olması mümkün müdür? Elbette değildir. Toplumun % 10’unun böyle olması toplumun yaşam kültürünü değiştirir ve toplumu çok geliştirir. Nedenleri değiştiren insan olmak çok çok zor ama bir o kadar şerefli bir iştir.

Özetleyelim: Hayal kurma, merak etme, sorgulama, sabırlı- istikrarlı olma, pes etmeme ve tuttuğu koparma; hayatı-dünyayı değiştiren gerçek sebepler; imkansızlıkları imkana çeviren asıl güçlerdir. Gerisi teferruat yani hikayedir. Dünyayı değiştiren insanlara bakın. Hepsinin ortak özelliği imkansızlıkları ve  çevrelerine rağmen büyük işler başarmalarıdır. Hepsi de hayal kurmuş, merak etmiş, sorgulamış; sabırla, inatla çok çalışmış, çok zorlanmış, tutkuları sayesinde asla pes etmemiş ve  tuttuklarını koparmışlardır.

[Toplam:16    Ortalama:4.6/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin