Haz, Güç ve Anlam – Dr. Alper HASANOĞLU

0
273
alper hasanoğlu

ALPER HASANOĞLU – Haz Güç ve Anlam

İnsan olmak verili olanın ötesini merak etmek demektir. Olduğunun, var olanın üstüne, ötesine geçmek, transandans, insan varoluşunun temelidir. Bunu kimi dini, kimi bilimsel, kimi sanatsal veya edebi yolla yapmak ister.

Peki bütün bu çaba mutlu olmak için midir?

Büyük Alman filozofu Kant bu soruya “Evet” der ama insanın ayrıca ‘mutlu olmaya layık olmak’ için çaba göstermesi gerektiğini de ekler. Viktor Frankl ise insanın mutlu olmak değil, mutlu olacak bir neden bulmak istediğini iddia eder. Mutlu olacak bir neden bulunduğu zaman haz onu kendiliğinden takip eder. Kant hazdan önce sorumluluğun geldiğini, hazzın duyumsanabilmesi için insanın sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyler. Bir psikiyatr olan Viktor Frankl’da Kant’ın sorumluluk kavramı başka bir kavramla yer değiştirir: ‘anlam’la. Bütün gün, hayatın içinde kaybolmuş insanlarla bir çıkış yolu aradığı için sanırım. Felsefenin evde masa başında yapılmasının rahatlığıyla, terapideki hastanın yüzündeki acının zorlayıcılığı arasındaki farktır bu.

“Hayatının anlamını yitirmiş insanlar” der Frankl, “doğrudan hazzın, gücün peşinde koşmak gibi bir yanılgıya düşer ve mutsuz olurlar.” Doğrudan hazzın peşinde koşan insan, mutlu olmak için gerçek bir neden bulmaya çalışmayı bırakır ve ruhsal sıkıntıların kucağına düşer. Kierkegaard’ın dediği gibi: “Mutluluğa giden kapı dışarıya doğru açılır, bu yüzden de bu kapıdan koşarak geçmek isteyen kişinin yüzüne kapanır.” Frankl bu sözü şöyle anlamayı tercih eder; insan en derininde ve son tahlilde ne haz istenci, ne de güç istenciyle doludur. İnsanın temel itkisi anlam istencidir. Mutluluğa neden olacak anlamı aramak ve bulmak çabası yanında, Martin Buber’ci anlamda ötekiyle karşılaşma ve bu karşılaşma içinde onu sevme istenci de en az anlam arayışı kadar önemlidir. Anlamı bulmak ve sevmek, mutluluk ve onu takip eden haz duygusu için gerekli olan nedenlerdir.

‘İyileşmeyen’  insanlar, ilaç yazan psikiyatrlar

Kapitalizmin tüketime ayarladığı günümüz insanında ise bu arayış doğrudan haz bulmaya dönüşmüştür. İnsanların terapistlerin bekleme odalarını doldurmalarının en önemli nedeni budur. Bir hastam yıllarca tekne alma hayali kurduğunu ve tekneyi alınca bunun anlamını yitirdiğini söylemişti. Erich Fromm ‘Olmak mı Sahip Olmak mı’ adlı kitabında tam da bunu vurgular.

Anlamı bulduğumuzda kendiliğinden gelecek haz bir hedefe dönüştüğünde odağa yerleşir ve insan hazla bu kadar yoğun ilgilenmeye başladığında hazzın nedenlerini gözden yitirir, böylece haz duymak da artık mümkün olmaz. İnsan ‘sahip olduğu’ teknesinin güvertesinde ne ‘olacağını’ bilemez.

Hazza giden en kestirme yol sekstir. Hazzın peşinde başka hiçbir şeyi görmeden koşan ve sırf bu nedenle de onu elde etmek konusunda başarısızlığa mahkum olan günümüz hızlı tüketim insanı, teknik olarak seks eyleminin yerine getirilmesini kurtuluşu olarak görmektedir. ‘Potent’ olmak (iktidarsız–inpotent olmamak), kısa bir süre için o hazzın peşinde koşup onu elde ettiğini sanmak, ardından gelen boşluk duygusunun dayanılmazlığı ve aynı yanılgının tekrarı. Anlam ve sevgiden gittikçe uzaklaşan mutsuz insanlar. Artık psikiyatri muayenehanelerinin psikiyatri hastalarından daha ziyade, hemen ama hemen o hiç istenmeyen duygudan kurtulmak için şekerleme gibi yuttukları antidepresanlarla ‘iyileşmediklerinden’ yakınan insanlarla dolmasının ana nedeni budur. Psikiyatri hastalıklarını iyileştirmek üzerine eğitim aldıkları için bu durumda ne yapacaklarını bilemeyen psikiyatrların da çözümünü bilemedikleri anlam sorunu karşısında çaresizlik duygusu içinde daha çok ilaç reçete etmelerinin nedeni de.

Günümüzün en önemli sorunu

Haz istenci için geçerli olan durum güç-erk istenci için de aynı şekilde geçerlidir, Frankl’a göre. Haz, anlamın bir yan ürünü olarak ortaya çıkarken güç, yalnızca anlama ulaşabilmek için bir araçtır. Çünkü anlama ulaşabilmek doğaldır ki belli toplumsal koşullara bağlıdır. Anlama ulaşma istenci ‘frusture’ olduğunda insan yalnızca hazzı düşünmeye ya da hedef olarak, aslında yalnızca basit bir araç olan gücü istemeye ve aramaya başlar.

“Freudiyen anlamda haz, doğası gereği nörotiktir” der Frankl.

 

Devamı için tıklayınız…

Kaynak: Diken

Dr. Ahmet HASANOĞLU

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin