İlköğretimde Yurttaşlık Eğitimi – Av. İsa ÇELİK

0
199

Yurttaşlık Eğitimi 1908’deki ilk Malumat-ı Medeniye ve Hukukiye ders kitaplarından günümüz Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi kitaplarına uzanan bir asırlık süreçte, siyasal erk tarafından şekillendirilen “makul vatandaş” profili bize, Türk siyasal kültürüne egemen zihniyet kalıpları ve bunların zaman içindeki dönüşümlerine ilişkin ipuçları vermektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan başlayarak ulusun, ulus-devletin oluşmasında “vatandaşlık” kurumunun önemli olduğu anlaşılmıştır. Mustafa Kemal’in etkin katılımı ile yazılan “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” adlı kitabın okutulduğu Malumat-ı Vataniye dersi, öğretim programında yer almıştır. Yurttaşlığı öğretmeyi amaçlayan bu ders, daha sonra Vatani Malumat, Yurt Bilgisi, Yurttaşlık Bilgisi; 1995’ten sonra da İnsan Hakları ve Vatandaşlık Eğitimi adı altında 7. ve 8. sınıflarda bazen bir, bazen iki veya üç saat okutulmuştur ve okutulmaktadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında her alanda olduğu gibi eğitim alanında da büyük gelişmeler olmuştur. Eğitim alanındaki gelişmeler ve müfredat programlarında yapılan değişiklikler, bireylerin yeni oluşturulan çağdaş toplum yaratma projesine entegrasyonu, dolayısıyla söz konusu projenin gerektirdiği değerlerin geleceğin yurttaşları tarafından içselleştirilmesine yöneliktir. 1926 yılında “ilk mektep müfredat programı ile Malumat-ı Vataniye dersinin adı, Yurt Bilgisi olarak değiştirilmiş ve Yurt Bilgisi’nin amacı altı madde ile belirlenmiştir:

1. Çocuğa, etrafında olup biten işlerin içtimai manalarını idrak ettirmek

2. Devlet, millet ve aile tesanüdünü (dayanışma) ihtiva eden bir ahlakiyet hissi tevlit ettirmek (doğurmak) ve yaşatmak

3. Çocuğa içinde yaşadığı cemiyette kendisinin oynadığı ve oynayacağı rolü sezdirmek; onu, demokratik bir devlette vatandaşların hak ve vazifeleri hakkında esaslı bir fikir sahibi etmek

4. Çocuğa en geniş mana ile yurdunu ve milletini sevdirmek.

5. Türk say (gayret) ve teşebbüsü ile meydana gelen, aynı say ve ikdam ile işletilen müesseselere bilhassa dikkati celp suretiyle çocukta Türk’ün iktisadi-medeni kudret ve kabiliyeti hakkında itimat ve iman tevlit etmek, yaşatmak

6-Çocuğu devlet teşkilatı ve hükümet makinesi hakkında esaslı fikir ve malumata sahip kılmak

İlkokul ders programı ile belirlenen hedef, çocuklara disiplinli bir eğitim vermek ve böylece çocuğu toplumla uyumlu hale getirmektir. 1930’lu yıllarda “görev eksenli yurttaşlık” anlayışı ders programlarına hakim kılınmıştır. 1938 Köy Mektepleri Müfredat Programı’nda “Türkiye Cumhuriyeti’nin küçük yurttaşları” olarak tanımlanan köy çocuklarının eğitimi konusunda görevlendirilen öğretmenlerin görevi, öğrencilerini Cumhuriyetin yüklediği görevleri başaracak insanlar olarak yetiştirmeleri gerektiğini sürekli göz önünde tutmaları ve her fırsatta öğrencilerine Türk İnkılabı’nın ve yeni Cumhuriyetin ülkelerini telkin etmek olarak belirlenmiştir. 1940’lı yıllarda Yurttaşlık Bilgisi ders programlarında “görev endeksli yurttaşlık” anlayışı devam etmiştir. 1948 tarihli programda yurttaşlık dersinin amacı şöyle belirtilmiştir:

1. Topluluk halinde yaşamanın bir zaruret olduğunu, millet kavramını ve Türk milletinin karakterini öğrencilere kavratmak; onların Türk milletine, Türk ordusuna duydukları sevgi, saygı ve güven duygularını kuvvetlendirmek.

2. Millet ve yurt işlerine karşı öğrencilerde yakın ilgi uyandırmak; millet ve yurt işlerini her şeyin üstünde tutmayı, millet ve yurda karşı canla başla hizmet etmeyi çocuklarda alışkanlık ve ülkü haline getirmek

3. Öğrencileri cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve devrimci birer yurttaş olarak yetiştirmek için ilk adımı atmak.

4. Cumhuriyet rejiminin özelliğini, bu rejimin Türkiye’de nasıl kurulduğunu ve Türkiye’nin geleceği için ne kadar önemli ve zorunlu olduğunu öğrencilerine kavratmak

5. Türk devriminin manasını, ayrı yönlerden önemini, Türkiye’nin refahına yaptığı ve yurdun geleceğine yapacağı katkıyı öğrencilere kavratmak ve onları Türk devriminin değerlerine bağlı ve bunları her zaman korumaya hazır fedakar birer Türk evladı olarak yetiştirmek

6. Kanun kavramını öğrencilere benimsetmek, kanunu ve devlet otoritesine uyma duygusunu ve alışkanlığını kazandırmak; öğrencilere ödev ve hak kavramlarını kavratarak hak ve ödevlerini onlara benimsetmek.

7. Türkiye’nin devlet teşkilatını seviyelerine göre çocuklara kavratmak

1948 Programında bireyi öne çıkarmayan, “millet” eksenli cemaatçi anlayışla bireye sürekli görevler yüklenmiştir. Yurttaşlık Bilgisi dersinde öğretmenlere, öğrencilerine milleti için yaşamanın, milleti için ölmenin, milletine bütün varlığını, benliğini vermenin her amacını üstünde olduğunu öğretmesi görev olarak verilmiştir.

1948 Programı’ndan 20 yıl sonra uygulamaya konan ilkokul programı ile Yurttaşlık Bilgisi dersi, Sosyal Bilgiler dersiyle birleştirilmiştir. 1968 ilkokul programının, 1948 ilkokul programına göre daha demokratik, bireyi ön plana çıkaran, bireyi cemaatçi tutumdan bireyci yaklaşıma yönelten bir yapısı vardır. Hiç kuşkusuz bunda 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlükçü ortamın katkısı büyüktür.

1968’deki ilkokul programı, yurtsever genci toplumsal, kişisel yönden şu şekilde tarif etmiştir:

1. Toplumsal yönden;

* Türkiye Cumhuriyeti’nin, insan haklarına dayanan, milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bütün bulunduğunu bilir; Türk milletinin bir ferdi olmanın şeref ve sorumluluğunu kavrar.

* Herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu; dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşit bulunduğunu; yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme haklarına, kişi hürriyetlerine, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu kabul eder.

* Ailenin, Türk toplumunun temeli olduğunu bilir ve ona değer verir.

* Atatürk devrimlerine bağlı, kanun ve nizamlara saygılıdır.

* Milli kaynakları korur, değerlendirir ve geliştirir; içinde bulunduğu şartları devamlı iyileştirmeye çalışır.

* Genel refahın, bilimsel çalışma ve ilerlemelerle sağlanacağını kavrar.

* Toplum olaylarıyla ilgilenir ve toplum menfaatlerini kişisel menfaatinin üstünde tutar.

* “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine bağlıdır.

2.Kişisel Yönden;

* Türkçeyi doğru olarak konuşur, okur ve yazar; Türklük ilkelerini bilir, benimser ve korur.

* Kendisinin ve çevresinin sağlığını korur ve onu iyileştirmeye çalışır.

* Öğrenme ve gelişme isteğine, pratik hayatın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahiptir.

* Boş zamanlarını, kendisine ve topluma yararlı olacak şekilde okuma, güzel sanatlar, oyun, spor, gezi, eğlence, başka yollarla değerlendirir.

* Yurdunu sever, tanımaya ve tanıtmaya çalışır.

* Büyüklere saygı, küçüklere sevgi geleneğimize gönülden bağlı olarak insanları sever, sayar; tabiatı sever ve korur.

* Ormanları sever ve geliştirir; tarihi anıt ve eserlere ilgi ve saygı duyar, onları korur.

* Yurt savunmasını en kutsal ödev bilir.

* Tecrübe ve araştırmaya önem verir; muhakeme kabiliyeti gelişmiştir, müspet düşünce ve şahsiyet sahibidir.

* Milli ve insani ruhu aksettiren güzel sanat eserlerini sever, bunların ruh gelişimindeki önemini kavrar, güzel sanat hareketleriyle yakından ilgilenir, bunların yurt içinde ve dışında yayılmasına ve sevilmesine çalışır.

* Kendine güvenir, davranışlarını kontrol eder ve iyiye yöneltir.

* Tenkitleri iyi karşılar ve bunlardan yararlanır.

* Olayları ve davranışları daima yapıcı bir tenkitle değerlendirir, kanaatlerini medeni cesaretle savunur.

* Teşebbüs kabiliyeti gelişmiş, yurt hizmetleri konusunda her yerde her zaman sorumluluk yüklenmeye hazırlıklı ve isteklidir.

Programda yapılan bu tariflerle hedeflenenin, öğrencinin sosyal hayata katılımını arttırma olduğu söylenebilir.

1980’li yıllarla birlikte, 1940’lı yılların sonuna kadar hakim olan “ödevli yurttaş” anlayışına dönüş söz konusudur.

1982 Anayasası ilk şekliyle “yurtsever vatandaş” profilini, hakkın öznesi olan devlete hizmet eden bireyler olarak kurgulaşmıştır. Bu yaklaşım, başta ders programları olmak üzere, Vatandaşlık Bilgisi kitaplarına da yansımıştır. 1980’li yılların Ortaokul Vatandaşlık Bilgileri Programı’nın amaçları 10 maddede belirtilmektedir:

1. Öğrencilere ferdin toplum içinde yaşaması gerektiğini kavratmak ve onlara toplumun çeşitli çevrelerinde anlayışlı işbirliği ve düzenli şekilde birlikte yaşama alışkanlığı kazandırmak

2. İnsanın sınırsız hürriyete sahip olmadığı, toplum yaşamını düzenleyici nitelikteki davranış kurallarıyla uyumlu yaşaması gerektiği konusunda öğrencileri bilgili ve bilinçli kılmak

3. Öğrencilere millet kavramını vermek, Türk milletinin birer evladı olmanın şerefini hissettirmek ve sorumluluğunu kazandırmak

4. Öğrencilerde milli ve vatani işlere ilgi uyandırarak onlara millet ve vatan için canla başla hizmet etme bilincini kazandırmak

5.Atatürk’ün Türk gençliğine emanet ettiği Türk istiklalini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önemini; hürriyetçi demokratik rejimin diğer rejimlerden farklarını, üstünlüklerini kavratmak ve öğrencilere bu değerleri her zaman korumaya hazır, fedakar birer Türk olmaları gerektiği fikir ve inancını vermek

6. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın genel esaslarını ve temel ilkelerini kavratmak suretiyle öğrencilerde Anayasamızda ifadesini bulan hürriyetçi demokrasiye, Atatürk milliyetçiliğine içten bağlılık ve devlet otoritesine saygı duygusu uyandırmak

7. Öğrencilerde toplumun refah ve huzuru için çeşitli işlerde görev almış kişilere saygı duyma, onların işlerini kolaylaştırmak için kendi paylarına düşen ödev ve sorumluluklarını yerine getirme davranışını geliştirmek

8. Demokratik zihniyetin hakim olduğu bir atmosfer içinde kendi kendilerini yönetmelerine, okul içinde ve dışında sorumluluk yüklenmelerine imkan ve fırsat sağlayarak öğrencilerin demokrasiyi bizzat yaşayan, uygulayan kişiler olarak yetişmelerini sağlamak

9. Bir meslek sahibi olmanın bir fert ve vatandaş olarak gerekliliğini, işsiz güçsüz bir insanın toplum için zararlı bir eleman olacağını öğrencilere kavratmak, onlarda her mesleğin kutsal olduğu ve hangi meslekten olursa olsun işini gereğince yapan herkesin saygıdeğer bir insan olacağı inancını yerleştirmek

10. “Yurtta sulh, cihanda sulh” fikrinin gerçekleşmesi için milletler ailesi içinde Türk milletine düşen ödev ve sorumluluğun değerini kavratmak

Söz konusu amaçlar hiç kuşku yoktur ki programı hazırlayanların yurttaşa bakışı hakkında ipuçları verecek niteliktedir. Programa bakıldığında, hakkın öznesinin yurttaş değil, devlet olduğu görülür. Nitekim “vatandaş” sözcüğünün geçtiği tek madde, bir meslek sahibi olma gerekliliğinin vurgulandığı 9. maddedir. Diğer maddeleri incelediğimizde görüyoruz ki ağırlıklı olarak ödevler sayılmıştır.

Yurttaşlık sadece ödevlerden ibaret, sürekli veren tarafı vatandaş olduğu anlayış değildir, vatandaşın haklarında hakim olduğu bir olgudur. Hak ve ödev ağırlığı bakımından günümüzde ödevin büyük kısmını devletin üstlendiğini görürüz. Bireyin ödevlerinin temel olarak (askerlik, vergi vb.) sınırlandığını görüyoruz. Gün geçtikçe de vatandaşın haklarının arttığını görmekteyiz (Sosyal ve ekonomik haklar. Örneğin işsizlik sigortası, yetim aylığı vb.) Günümüzde insanların yurttaşlık ölçütü; karar, değerlendirme ve icra mekanizmalarına daha fazla katılım iradesi göstermeleriyle ve karşı iktidar oluşturabilme yetenekleriyle ölçülmektedir. Bireye hak ve ödevler sağlayan yurttaşlığın devletin yasalarıyla belirlenen yasal veya anayasal bir kavram olması onun hukuksal ifadesidir. Sosyolojik bakımdan ise yurttaşlık yaşama, düşünme ve inanma biçimidir. Birey belli bir kültüre katılımıyla sosyalleşir ve toplum içindeki yerini alır.

Ülkemizde yurttaş eğitimi Mustafa Kemal’in etkin katılımıyla Afet İnan’a yazdırdığı “Vatandaşlar İçin Medeni Bilgiler” adlı kitabın okutulmaya başladığı 1930’lu yıllardan günümüze, yukarıda bahsettiğimiz yurttaşlık dersi programları rehberliğinde hazırlanan kitaplarla okutuldu. Günümüzde gençlerin yurttaşlık bilincinin gelişmediğini görüyorsak, bu durumda sadece yurttaşlık bilgisi ders programlarına sorumluluğun tümünü yüklememeliyiz. Öğrencilerin yurttaşlık bilincini geliştirmekle sorumlu öğretmenlerin, yetiştikleri kaynakları ve öğretim sistemlerini sorgulamalıyız.

İlköğretimde, hala öğretmenlerin öğrencilerin karşısına geçip ders anlattığı monolog tarzı yöntem benimsenmiştir. Diğer eğitim ve öğretimlerde olduğu gibi yurt bilgisi dersinde de monolog yönteminin uygulanması bir paradokstur çünkü bu dersin amacı öğrencinin toplumsal bir sorunla karşılaştığı zaman bilgilerini muhakeme ederek çözüm üretmesidir. Derste konuşma imkanını bulamayan, kısacası iletişim için pratik yaptırılmayan öğrenci, karşılaştığı sorunlara çözüm üretemiyor. Monolog tarzı eğitim, öğrenciyi pasif tutuyor ve öğrencinin sürekli konuşan öğretmenin söylediklerini sorgulamadan kabul etmesine yol açıyor. Topluluk içerisinde hep edilgen olmayı alışkanlık haline getiren öğrenci ilkokul yıllarında öğretmenine olan tabiiyeti ilerleyen yaşlarında bulunduğu sosyal ortamda etkin kişilere bağımlılığa dönüşmektedir. Böylece toplumca otoriteye tabi olma kültürü kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Monolog tarzı eğitim bireyi değil topluluğu eğiten daha doğrusu yönlendiren bir araçtır.

Bilinçli yurttaş eğitimi konusunda ders programları ve öğretim yönteminden sonra ele almamız gereken bir konu da yurttaşlık eğitimi veren öğretmenin hukukçu olması ve hukukçu öğretmenin temini sorunudur. Hukuk kurallarını, idari teşkilatı, hakları, özgürlükleri hukuk alanına hakim kişilerin öğretmesinin doğruluğu tartışılmazdır.

ABD ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinde son yıllarda yurttaşlık eğitimde hukukçuların da etkin roller aldığını görüyoruz. Bunu nasıl yapıyorlar? Yüksek mahkemeler ve barolar her yıl belli sayıda yurttaşlık eğitimi verecek öğretmeni hukuk eğitimine tabi tutuyor. Onlara hukukla ilgili kaynakları tanıtıyor ve kaynaklara nasıl ulaşacaklarını gösteriyorlar. Hatta yurttaşlık dersi öğretmenlerini duruşmalara sokarak, sosyal olayların çözümlenmesini izleme olanağı tanıyorlar. Böylece Yurt Bilgisi öğretmeni, hukuk ilintili eğitim “law related education” verebilecek yetkinliğe erişiyor. Bizde ABD’de olduğu gibi baroların ve yüksek mahkemelerin mevcut yapılarıyla bu görevi üstlenmeleri zor. Son yıllarda gündeme gelen hukuk fakültelerinin 5 yıla çıkması hukukçu öğretmen yetiştirmenin yolunu açabilir. Hukuk fakülteleri 5 yıla çıkarılırsa 4. sınıftan sonra öğretmen olmak isteyen adaylara hukuk fakülteleri ve eğitim fakültelerinin yapacağı ortak çalışmayla istekli öğrencilere eğitim formasyonu verilebilir. Böylece devletin çeşitli kurumlarının ihtiyacı olan hukukçu öğretmen yetiştirilebilir.

Ülkemizde pek çok sorunun temelinde bilinçli yurttaşlar yetiştirmemiş ve yetiştirememiş olmamızın payı vardır (Belki de bilerek yetiştirmiyoruz.). Bu itibarla insan hakları ve yurttaşlık eğitimi, her düzeydeki okulun, yaygın eğitim kurumlarının, ailelerin, kitle iletişim araçlarını yönetenlerin, demokratik kitle örgütlerinin ve bilhassa biz hukukçuların etkin sorumluluk almamızı gerektiren bir eğitim alanıdır. Bu eğitime gereken önemi vermeden bilinçsiz yurttaşlardan şikayet etmemiz pek de ahlaki bir tavır olmayacaktır.

Av. İsa ÇELİK

 

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin