Kaliteli Öğretmen Yetiştirmeden Büyük Başarı Gelmez! – Melik Fırat İLHAN

0
346
kaliteli öğretmen

Kendimi bildim bileli eğitim sistemleri ve müfredat programları değiştiriliyor. Değişiklikleri yapanların çoğu eski tabirle kerameti kendinden menkul kişiler yani cahil ve beceriksiz. Sistem değişikliklerinin çoğu ideolojik takıntıları topluma dayatma, azı da günü kurtarma amaçlı.

1990’dan bu yana yaygınlaşan kurslar aracılığıyla sınavlar, 2000 yılından bu yana da küresel rekabetle sözüm ona başa çıkmaya çalışan ülkemizin eğitime harcadığı yıllık paralar akıl dışı miktarlarda. TÜİK verilerine göre ülkenin 2017 yılında eğitime harcadığı para toplam 168 milyar TL. Bunun 30 milyar TL’si vatandaşların harcadığı miktar. 2004 yılından bu yana devlet bütçesinden MEB’e ayrılan pay, Savunma Bakanlığı bütçesinden fazla.

Can sıkıcı soru: Son 20 yılda eğitime birkaç trilyon TL harcayan bir ülkede eğitim seviyesi niçin yerlerde sürünüyor?

Can yakıcı cevap: Eğitim yöneticilerinin kapasiteleri devasa bütçeleri yönetmeye ve öğretmenlerin seviyesi ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokacak gençleri, eğitim fakültelerinin birikimi de kaliteli öğretmen ve eğitim yöneticisi yetiştirmeye elverişli değil. Devlet okullarıyla özel okullarda devasa sistem ve bütçeleri yönetenlerin zihinsel- bilimsel becerileri çok zayıf. Yıllık cirosu 1 milyar TL’nin üstündeki şirketlerde 10 bin TL maaşla zar zor iş bulabilecek kişilere 168 milyar TL’yi yönetme yetkisi vermek çok trajik bir durum değil midir?

Şimdi gelelim cevaplanması gereken asıl sorulara:

1. Böylesi büyük bütçeler ve geleceğimizin teminatı gençlerimizi niçin yetersiz kişiler yönetiyor?

2. Niçin çok kaliteli öğretmen ve eğitim yöneticisi yetiştiremiyoruz?

3. Böylesi büyük bütçeleri ehil kişiler yönetseydi 2023 hedeflerine daha yakın olmaz mıydık?

Çok İyi Öğretmenler Yetiştirmeden Olmaz!

Hürriyet’ten Nuran Çakmakçı’nın 29 Aralık’taki yazısından öğrendiğimize göre 2017 sonlanırken YÖK, MEB temsilcileri, eğitim fakültesi dekanları ve öğretim üyeleriyle toplanmışlar.

Gündem: Öğretmen yetiştirme ve istihdamı.

MEB adına toplantıya katılan Müsteşar Yusuf Tekin, çok eleştirilen ‘öğretmen mülakatları’ ve öğretmen adaylarının değerlendirilmesinde akademisyenlerden destek istemiş. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Eğitim Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Boyacı en ilginç(!) konuşmayı yapmış. Boyacı’nın: “İnovasyon yapacak öğrencileri yetiştirecek öğretmenlerimiz olmalı. Yaratıcılığı artıracak, bilgi ve beceriye yeni şeyler katacak öğretmenlere ihtiyacımız var. Nitelikli öğrenci, nitelikli öğretmenle olur. Bütün eğitim strateji programlarını bunun üzerine kurmalıyız.” sözleri toplantının hedefleri konusunda ipucu veriyor. Dr. Boyacı’nın gelişmiş ülke ve şirketlerde herkese çok sıradan gelecek konuşması anlaşılan dinleyicilere pek ilginç gelmiş.

Öğretmen yetiştirmenin yeniden masaya yatırıldığı toplantıdaki öneriler şunlarmış:

1. Öğretmen adaylarının stajları verimli hale getirilmeli, mülakatları düzenlenmeli.

2. Pedagojik formasyon kursları yeterli eğitmenle, ihtiyaç ve branşlar dikkate alınarak açılmalı.

3. Fen-edebiyat mezunlarına verilen ücretli “pedagojik formasyon” kaldırılmalı.

4. Yurtdışında yaşayan 300 bin öğrenci için iki dil bilen, akredite okulların mezunlarına ihtiyaç var. Özellikle Berlin’deki Türk öğrenciler için öğretmen bulunmalı.

5. İhtiyaç fazlası öğretmen yetiştiriliyor. Ataması yapılamayan alanların kontenjanı sınırlandırılmalı.

6. 1 milyonu aşkın öğretmen var. Öğretmenler mezuniyet sonrası hizmet içi eğitim alsalar da değişen dünya ve çocuklara ayak uydurmada zorlanıyor. Eğitim fakültelerinde zaman zaman meslek içi eğitim olmalı. Eğiticinin eğitimi ve öğretmen akademileri yaygınlaştırılmalı.

7. Okul öncesi eğitim ve özel eğitim yaygınlaştırılmalı. Bu öncelikli alanlara daha fazla öğretmen yetiştirilmeli.

8. Ders içerikleriyle ilgili bazı güncellemeler olsa da eğitim fakültesi programları gözden geçirilmeli. Geleceğe yönelik insan yetiştirmek isteniyorsa buna göre müfredat oluşturulmalı. Uygulama ağırlıklı dersler artmalı.

9. Eğitim fakültelerindeki öğretim üyeleri belli bir yılı doldurduktan sonra ücretli olarak misafir öğretim üyeliği yapmalı.

Eğitimi yönetenlerin öğretmen yetiştirme gündemiyle toplandıklarını duyunca pek heyecanlanmadım çünkü öğretmen yetiştirmeyle ilgili gerçek sorunların böylesi toplantılarda tartışılamayacağını iyi biliyorum. Yukarıdaki dokuz öneriyi okuyunca da maddeler arasında asıl sorunlarla ilgili dişe dokunur bir önerinin olmadığını gördüm.

Öğretmen yetişmeyle ilgili çok büyük sorunlarımız, bu sorunları aşmak için büyük kafa ve projelere ihtiyacımız var. Gelişmiş ülkelerdeki eğitim sistemlerini incelediğimizde sistemin ruhunu nitelikli öğretmenlerin oluşturduğunu görüyoruz. Biz nitelikli öğretmenler yetiştirmeyi değil, sürekli sistemi değiştirmeyi tartışıp sistemle oynuyoruz. Sonuç da hep hüsran oluyor. 168 milyar TL değil, 500 milyar TL harcasak da nitelikli öğretmen yetiştirmeye odaklanmadan bu halimizden fazlası olamayacağız.

Nitelikli öğretmen yetiştirmek için acilen şu yolu izlemeliyiz:

1. Nüfus yapısı ve öğrenci sayımıza göre 2050’ye kadar hangi branştan kaç öğretmene ihtiyacımız olduğunu belirlemeliyiz.

2. Öğretmenliği toplumun en itibarlı ve yüksek maaşlı mesleği haline getirmeli, gençleri öğretmen olmaya özendirmeliyiz.

3. Eğitim fakültelerinin sayısını derhal azaltmalıyız. Bu fakülteleri en çok tercih edilen, en zor girilebilen (MF bölümlerine ilk 30.000, TM bölümlerine ilk 20.000, TS ve DİL bölümlerine ilk 10.000 şartı getirilmeli), mezun olunması en zor kurumlar haline getirmeliyiz.

4. Eğitim fakültelerinin müfredatlarını çağa uyarlamalıyız.

5. İngilizce öğrenemeyen (TOEFL 80 asgari puan), en az iki yazılım programı bilmeyen öğretmen adaylarını eğitim fakültelerinden mezun etmemeliyiz.

6. Öğretmen adaylarına mutlaka mesleğe başlarken mesleki yeterlilik , her dört yılda bir terfi ve güncelleme sınavları uygulamalıyız. Sayın Müsteşarımız Yusuf Tekin 15-20 yıl hizmeti olan öğretmenlere sınav uygulamanın onlara saygısızlık olduğunu düşünüyor ama ben onunla aynı kanaati taşımıyorum. Bu mantığa göre askerlere kurmaylık sınavı veya hekimlere tıpta uzmanlık sınavı da saygısızlık olur.

Her yerde her fırsatta eğitimin  şart olduğunu dillendiriyoruz da iyi öğretmenin en önemli  şart olduğunu niçin konuşmuyoruz? Acilen çok kaliteli öğretmenler yetiştiremezsek bu sefer sadece 21. yüzyılı değil, geleceğimiz ve bağımsızlığımızı ilelebet kaybedeceğiz.

[Toplam:10    Ortalama:3.8/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin