Kurumların Sosyal Sorumlulukları – Dr. İbrahim BETİL

0
160
sosyal sorumluluk

Ünlü iktisatçı Milton Friedman’ın : ‘İş yaşamının işi, iş olmalıdır.’ sözü 21. yüzyılda geçerliliğini sürdürebilir mi? İş dünyasının işi gerçekten sadece ‘iş’ yapmakla sınırlı mı olmalıdır?

Kurumların Sosyal Sorumlulukları (KSS)

* Şirketlerin çevre ve sosyal yaşamla ilgili konuları iş ilişkileri ve yatırımcılarla olan ilişkileriyle gönüllü olarak bütünleştirmeleridir.

* Şirketlerin kendi aralarında, devlet ve sivil toplumla ilişkilerindeki dönüşümün somut göstergesidir.

* Şirketlerin uzun vadede sürdürülebilirliğinin teminatıdır.

* Bir yandan ekonomik kalkınmaya destek sağlarken diğer yandan çalışanların yaşam kalitesini olumlu etkileyen bir unsurdur.

* Yüzyıldır süregelen kapitalizm-sosyalizm tartışmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya ciddi bir çözümdür.

Kurumların Sosyal Sorumluluk Çalışmaları

Üçüncü sektör yaklaşımı, hükümetlerden destek kavramı ve pazar ekonomisine önem veren neo-liberal bakış açısıyla açıklanabilmektedir. Bryane Michael, Linacre College KSS çalışmalarının başarılı olabilmesi için kamu-özel işbirliğinin vazgeçilmez önemine inanmakla birlikte, KSS projelerinde ekonomik mantığın yaptırım gücünün daha kalıcı ve etkili olacağı inancıyla bu yazıda neo-liberal bakış açısının özellikleri ele alınacaktır.

Dünyada sürdürülebilir barışın sağlanabilmesi için insanlığın talebi ‘Geliştirilmiş sosyal ve ekonomik adalettir.’ Dünyanın yıllık ekonomik üretimi 30 trilyon doların üzerindedir. Bazı ülkelerde kişi başına gelir 40.000 $/yıl düzeyindeyken, gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yarısında kişi başına gelir 700 $/yıldır. Bunun içinde 3 milyar insan günde 2 dolardan az bir gelirle yaşamlarını sürdürmeye çabalamaktadır.

Yoksulluk nedeniyle, günde 30.000 çocuğun öldüğü, her dakikada bir annenin doğum yaparken yaşamını kaybettiği, çoğunluğu kız olan okul çağında 100 milyon çocuğun okula gidemediği, bir milyar insanın temiz içme suyuna erişemediği bir dünyada yaşamaktayız.

Günümüzde refah, zenginlik ve istikrarın herhangi bir ülkenin egemenliği ve tekelinde olması, o ülkenin kendi sınırları içinde korunması mümkün değildir. Bir toplumun refah ve zenginliğinin sürdürülebilmesi onun yakın çevresindeki toplumların, hatta çok uzaklarındaki toplumların yaşam koşullarıyla yakından ilgilidir. İşte tam bu nedenle dünyada her geçen gün daha çok insan başkalarının işine karışmaya başlamakta ve insanlar toplumsal duyarlılık çalışmalarını kişisel sorumluluk alanları içinde görmektedir.

Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve dünyanın her noktasında pek çok STK (Sivil Toplum Kuruluşu) ekonomik ve sosyal dengesizlikleri giderebilmek için çabalamakta ancak sorunlar hızla büyümektedir. Çözüm, daha çok insanın çevresine ve yaşadığı topluma duyarlı olmasını ve çözüme ulaşabilmek için bireysel katılımını sağlayabilmekle mümkündür.

Kurumların Sosyal Sorumlulukları ve KSS Endeksi

Ekonomi dünyasına baktığımızda tüketici değerlerinin de hızla değiştiğini gözlemliyoruz. Fiyatı ve kalitesi aynı olan bir ürünü seçerken tüketicinin tercihi, etiketinde kurumsal sosyal sorumluluk tercihi olan üründen yana olmaktadır. Tüketiciler, iş sahiplerini ve yatırımcıları zengin etmenin ötesinde farklı beklentileri gündeme getirmektedir. Şirketlerin, fabrikalar açısından kurallara, yasalara % 100 uyum sağlamaları Kurumların Sosyal Sorumlulukları açısından yeterli değildir. Yasalar ve kurallar sadece geçmişte görülen olumsuzlukları düzeltmek için vardır. Günümüzde bütün yasalar ve kurallarla uyum içinde çalışmanız gelecekte tehlikelerden arınacağınız anlamına gelmez. Şirketinizin geleceğe yönelik bir vizyonu olmalıdır. Tüketici sizi değerlendirirken sizinle ilgili kararı geçmişte yaptıklarınıza bakarak geleceğin standartlarına göre verecektir.

İş yerinde kurumsal sosyal sorumluluk projelerini uygulayan kuruluşlarda çalışanların verimliliğinin de önemli ölçüde yükseldiği görülmekte. ABD’ de yetişkinlerin % 55’i yılda 200 saat, İngiltere’de ve pek çok başka batı ülkesinde yetişkinlerin % 40’ı sosyal sorumluluk projelerine benzer süreler ayırmaktadır. Özetle, ünlü iş yaşamı düşünürü Patrick Dixon’ın sözleriyle: “İnansanız da inanmasanız da KSS iş dünyası için artık vazgeçilmez bir yaşam gerçeğidir.”

Yazar Christine Arena’nın, Başarının Nedeni (Cause for Success) isimli kitabında kurumsal sosyal sorumluluktan söz ederken kullandığı bir yorum farklı bir bakış açısını da gündeme getiriyor: “Dünya sorunlarına çözüm bulabilmek 21. yüzyılda şirketler açısından çok önemli ticari iş fırsatları oluşturacaktır.” Bu yorum, konunun kurum karlılığı üzerindeki etkisini vurgulamaktadır. Arena ayrıca kurumların toplum ve çevre sorunlarına çözüm geliştirdikçe, şirketlerin verimliliklerinin artacağını, sürekliliklerinin güvence kazanacağını da anlatmaktadır.

İngiltere’nin önde gelen iş dünyası temsilcilerinden Phil Hodkinson’a (CEO Insurance & Investment, HBOS- Chair of the Business Impact Review Group) göre: ‘KSS bazılarına göre piyasada rekabet üstünlüğü sağlayan bir kavram, bazılarına göre ise paydaşlardan giderek yükselen taleplere verilecek güzel bir cevap…’

Kurumların Sosyal Sorumluluk çalışmalarının ülkemizde de giderek yaygınlaşması kaçınılmaz bir olgudur. Bir yandan katılımcı demokrasinin yaygınlaşması, diğer yandan iletişim teknolojisindeki devrimsel nitelikte gelişmelerle tüketici bilinçlenmesi sonucu sivilleşmenin güçlenmesi, içinde bulunduğumuz yüzyılın gelişimini belirleyici temel etkenler olacaktır. Toplumun beklentisi yükselecek, kurumların bu ekonomik gerçeğe duyarlılıklarının artması sonucu KSS kavramı giderek büyüyecektir.

Satış ciroları ve karlılıkları dünya devleriyle boy ölçüşecek düzeylere çıkan, çalışanlarıyla önemli büyüklükte organizasyonlar oluşturan Türkiye’nin pek çok şirketinin de KSS alanında yaptıklarını toplumla paylaşmaları, toplumun beklentileriyle yüzleşmeleri, pek çok kuruluşumuzun yapmakta olduğu önemli hayırseverlik çalışmalarının çok ötesinde bir anlam kazanacaktır. Bunun sağlıklı bir yönlendirme ve yönetimi dünyada da yapılan örneklerine uygun olarak, Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanında kriterleri önceden belirlenmiş, bağımsız ve bilimsel bir endeks oluşturmaktır. KSS endeksi çerçevesinde ortaya konacak kriterlerle kurumlarımızın yapmakta olduğu pek çok sosyal sorumluluk projesinin toplumsal etkisi ölçülebilecektir. KSS endeksi bir okul yaptıranla, bir hastane yaptıranın veya gerek sosyal gerekse çevre konularında benzer

duyarlılık gösterenlerin, yaptıkları katkıların güçlerine göre sıralamasını yaparak konuya en çok duyarlılık gösteren kuruluşları toplumla belli bir mantık içinde paylaşacaktır. Bu yaklaşım belki kurumlar arası tatlı bir rekabeti de gündeme getireceğinden toplumsal kazanımın artmasına da vesile olacaktır.

İbrahim BETİL

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin