İngilizceyi Niçin Öğrenemiyoruz? – Nesrin ERTAŞ

1
437
ingilizce öğrenmek
  • 57 saatte İngilizce!
  • 20 saatte İngilizce!
  • 5 günde İngilizce!
  • Müthiş Buluş! İngilizce konuşmanın sırrı çözüldü!
  • Dikkat! Ana diliniz gibi İngilizce konuşmak hayal değil!

Böyle ilanları birçok yerde görmek mümkün: gazete, dergi, internet siteleri; duvarlar, otobüs durakları, hatta posta kutularımızda. Çünkü her geçen gün İngilizce daha önem kazanıyor. Artık dijital teknolojiyi daha iyi kullanmak, iyi bir medya okuryazarı olabilmek, küreselleşen dünyada Türkçe konuşamayan insanlarla iletişebilmek, istediğimiz alanda uluslararası kaynakları rahat taramak ve bilim dili İngilizce olduğu için bu dili öğrenmek şart.

Türkiye’de bir öğrenci eğitim hayatı boyunca ortalama 1200 ders saatini İngilizce öğrenmek için harcamaktadır. Bu süre dil öğrenme süreci için yeterli olmasına rağmen, uluslararası İngilizce yeterlilik sınavlarında aldığımız sonuçlar İngilizceyi öğrenemediğimizi göstermektedir. Liseyi bitirip üniversiteyi kazanan öğrencilerin büyük kısmının İngilizce hazırlık sınavlarını atlayamamaları, akademisyenlerin okudukları İngilizceyi anlayamamaları, TOEFL-İELTS gibi küresel sınavlarda aldığımız çok düşük puanlar İngilizce öğrenemediğimizi ve öğretemediğimizi göstermektedir.

Niçin İngilizce öğrenemiyoruz?

Bunun cevabını ilk olarak sınav endeksli öğrenci yetiştirmekte aramalıyız. TEOG, YDS, YÖKDİL, TIPDİL çoğu öğrencinin hayatında en az bir ikisine hazırlanmasıyla gündemde. Lise ve üniversitede yeterli eğitimi alamayan gençler, bu kez dershanelerin test çözme teknikleri öğreten kurslarına devam ediyor. Sonuç olarak grameri, kelime bilgisi iyi ancak yazamayan, konuşamayan, duyduğunu anlayamayan, biraz okuduğuna hakim İngilizce seviyesi olan gençler karşımıza çıkıyor.

Düşünmemiz gereken diğer bir durum ise İngilizce öğretmenlerinin alanına hâkim olarak yetişip yetişmediği. İngilizcesi iyi olan bir öğretmen iyi bir öğretmen demek değildir. İngilizce öğretmeni dil ve öğretim teknikleri bilgisine sahip olmalıdır. İngilizceyi gerçek yaşamda iletişim dili olarak öğrencilerine kazandırması, öğrencinin seviyesine uygun okuma, yazma, dinleme, konuşma becerilerini ve kelime bilgisini geliştirmesi beklenir. Öğretileni test etme bilgisine de sahip olmalıdır. Aynı zamanda öğrenme sürecini iyi bilen, İngilizcenin Tarih, Coğrafya, Matematik gibi öğretilmeyeceğini idrak eden bireyler olmalıdır. Bu açıdan baktığımızda öğretmenlerimizin çoğunun bu doğrultuda yetişmediğini görüyoruz. Çevremizde kimya mühendisi, edebiyatçı veya mütercim tercümanlık mezunu İngilizce öğretmenlerine rastlamak da çok mümkün. Yeter ki pedagojik formasyonları olsun!

İngilizcenin öğretilememesinde bir diğer önemli etken ise yabancı dil öğrenimini sağlayacak uygun ortam ve materyallerin  oluşturulmamasıdır. Öncelikle tek tip ders kitabı uygulamasına son verilmelidir. Öğrencilerin bireysel farklılıkları, önceki eğitimlerindeki eksik bilgileri veya kendini yetiştirme imkânı bulmuş öğrencilerin durumları göz ardı edilerek aynı sınıfta aynı kitaba mahkum edilmeleri zaman kaybından başka bir şey değildir. Öğrencilerimizin her eğitim öğretim yılı başında ihtiyaç analizleri yapılarak, sınıflar oluşturulmalı ve bu doğrultuda öğrencilere program yapılıp, materyal ihtiyaçları tespit edilip eğitim verilmelidir.Öğretirken kullanılacak materyallerin de önemi büyüktür. Öğretilecek konular sunulurken yeteri kadar teknoloji kullanılmalı, öğrenmeyi destekleyen okuma kitapları, filmler, TV programları, web uygulamaları olmalıdır. Böylece öğrencilerimize öğrendiklerini kullanma fırsatı verilmelidir.

Uygun eğitim ortamını sağlayıp, alanına hakim olan öğretmenlere görev verdikten sonra eğitimdeki verimliliği artıracak bir başka faktör karşımıza çıkıyor. Öğretmenlerimizin sorumlu olduğu sınıflardaki öğrenci sayısı ve yürütmek zorunda oldukları haftalık ders saati. İngilizce öğretirken öğrencilerimizi ne kadar çok derse katar, öğrenci merkezli programlar uygularsak öğrenme seviyesi o kadar yüksek olur. Kalabalık sınıflarda öğrencilerin söz alma sıklığı düşeceğinden başarılarının düşmesi de beklenen bir durumdur. Dolayısıyla ideal öğrenci sayısının 12-14 olarak tespit edildiği, en fazla 18 olarak gösterilen sınıflardaki eğitim kalitesinin yüksekliği yadsınamaz.

Ülkemizde İngilizce öğretmeni açığı bir gerçektir. Şehir merkezlerinde bile derslerin boş geçtiğine şahit oluyoruz. Bu durum yurdumuzun ücra bölgelerinde daha belirgindir. Mevcut öğretmenlerle açığımızı kapatmaya çalışmak öğretmenlerimizi ortalama 35-40 saat derse girmeye zorlamaktadır. Bu durum sadece devlet okullarında değil özel okullarda da bulunmaktadır. Bazı özel okullardaki gaye ise az öğretmenle çok dersi kapatmaktır. Bu kadar çok ders yükü olan öğretmenlerimiz ne zaman ders, sınav ve materyal hazırlayacaklar? Ne zaman öğrencileriyle ilgilenip onların eksiklerini kapatmaya yardımcı olacaklar?

İngilizce öğrenen, öğrendiğini uygulayabilen öğrencileri görmenin mutluluğunu yaşamak için öğretmenlerimiz ne yapabilir? Dünya her alanda problemleri çözmek  için tezler üreten, projeler yapan ve bunların sonuçlarını tartışan insanlarla dolu. Tecrübeli kişiler paylaşımlarda bulunuyor, daha iyiye ulaşmanın yolları deneniyor. Bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği zamanımızda bahsedilen bilgilere ulaşmak çok kolay. Öğretmenlerimiz de bu bilgileri değerlendirmeli, kendilerini yenilemelidir. Meslek içi eğitimlere, seminerlere ve atölye çalışmalarına katılmalı, değişik teknikleri, materyalleri ve uygulamaları sınıfına taşıyabilmelidir. Buna teşvik edici uygulamalar olmalıdır. Çalışmalarını, katıldığı seminerleri, sınıf başarısını ve performansını belgeleyen öğretmenlerimize küçük mükafatlar verilebilir. Belirli zamanlarda uygulanacak sınavlarla öğretmenlerimizin kendilerini yenileme mecburiyeti oluşturulabilir.

Peki devletimiz, verilen eğitimi ne oranda teftiş ediyor. Acaba alanına hakim İngilizce öğretmenlerimizi alanına hakim müfettişler mi teftiş ediyor? İngilizce öğretmenliği yaparken birçok kez teftiş geçiriyoruz. Ancak “Hocam yaptığınız günlük ders planının Türkçesini de karşı sayfaya yazın ki anlayayım.”, “Hocam bizden daha etkili teftiş yapan velileriniz var sizin. Benim teftişime gerek yok.”, “Ad, soyad ve kıdem yılınız bir de imza lütfen.” diyen birçok müfettişle karşılaşıyoruz. Hiçbir rehberlik hizmeti alamıyoruz, amacına uygun teftiş görmüyoruz. Bu durumu sorgulamalı, işini bilen müfettişlerle amaç birliği yapmalıyız.

Aslında bugün karşımızda büyük bir sorun olarak duran İngilizce öğrenememe durumunu ortadan kaldırmak zor değil. Hemen mucize yaratmak da mümkün değil ama olaya bilinçli, en önemlisi ciddi yaklaşmak şart. Donanımlı, kendini geliştiren, sorumluluk sahibi öğretmenlerimiz, bize öğretme ortamı sağlanmış sınıflarımız ve alanına hakim müfettişlerle yapılan iş birliği olduktan sonra hedefe ulaşmak kolay, ancak emek ve sabır isteyen bir iştir. Unutmayalım ki gençlerimiz bize emanet. Bilgili, kültürlü, özgüveni tam bir nesil yetiştirmek bizim görevimiz. Sorumluluk sahibi, işini ciddi yapan, vicdanlı birilerinin sesimizi duyması dileğiyle…

NESRİN ERTAŞ

İngilizce Öğretmeni

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

1 Yorum

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin