Probiyotiğin Olayım, Sev Beni :) – Nihal Yüzer (feat. Melik Fırat İLHAN)

3
564
probiyotik

Canlılar aleminin en ilkel (ne demekse) ve minnak varlıkları malumumuz olduğu üzere bakterilerdir. Bakterilerin insan sağlığı için çok tehlikeli türleri olduğu gibi, çok faydalı  türleri de vardır. Hoş Hitler gibi zalımların insanlığa verdiği zararı hiçbir bakteri veremez ama neyse, şimdi konumuz bu değil.  

İnsanlığa çok faydalı, sağlığımızın görünmez kahramanları bu bakteri yarenleri insanoğlu probiyotik diye isimlendirmiş. Probiyotik yarenler, sindirim sistemimizde ikamet etmektedir ve sayıları belli miktardadır; sıhhat u afiyetimiz için her daim ve düzenli biçimde çoğalmalıdır.  Bu dost ve müttefiklerimizin varlığını sağlayan, çoğalmalarını  uyaran gıdalara biz faniler prebiyotik diyoruz 

Bildiğimiz en zengin prebiyotik kaynağı anne sütüdür lakin bu yazıyı okuyan arkadaşlar olarak artık anne sütü içemeyeceğimize göre prebiyotik zengini farklı  gıdalara yönelmeliyiz. Fermente süt ürünlerinden kefir, mis gibi caanım yoğurtlar prebiyotik deposu ve her an imdadımıza yetişen halk kahramanlarıdır. ‘’Ama ben hayvansal gıda tüketmiyoruuumm!’’ diyen yeni nesil türdaşlarımızdan vejetaryen (vejeteryan değil cahiller) ve vegan yarenler, prebiyotik ihtiyaçlarını lifli gıda familyasından enginar, pırasa, kuşkonmaz, soğan ve muz tüketerek karşılayabilirler. 

Sağlığımızın koruyucusu probiyotiklerle onları besleyerek çoğaltan ve geliştiren prebiyotikleri aynı anda bulunduran bir süper kahraman var. Ona da Yozgatlı kardeşlerimiz  sinbiyotik  adını vermişler. Süper kahraman sinbiyotiklerin cömert kaynakları da  ab-ı hayat anne sütüyle her meyve ve sebzeyle kurulan turşulardır. Anne sütü içme yaşınız geçti ama bu sütü bari bebişlerinizden esirgemeyin. Fırsat buldukça da kıvamında turşu tüketin. 

    İnsanoğlu denen zavallı faninin bu dost bakteriler ile müşerref olması gebeliğin son döneminde anne karnında başlar; anne rahmindeki bu probiyotikler bebeğin tüm vücudunu kaplayarak bebeğin ilk koruyucuları olur. Bu nedenle yeni doğan bebeğin sabun ve köpük ile yıkanmaması gerekir. Bebeğin anne sütü ile beslenmesi hem probiyotik sayısını arttırır hem mevcut probiyotiklerini besleyerek bebeği sağlıklı bir geleceğe hazırlar. 

   Halk kahramanı probiyotiklerin şifa olduğu hastalıkları görünce onların kudretini daha iyi anlayabiliriz. 

  • Bağışıklık sistemini güçlendirme. Zayıf bağışıklık sisteminin her hastalığa davetiye çıkaran  sebep olduğunu bilirseniz probiyotiğin önemini şapadanak anlarsınız. 

  • Alerjik bünyelerin tedavisi 

  • Böbrek taşı oluşumunu engelleme 

  • Depresyon, Panikatak, Anksiyete: İç bir ayran; rahatla, sakinle:) 

  • Otizm tedavisi 

  • Diş eti hastalıklarının tedavisi 

  • Obezite tedavisi: Bak demedi demeyin. İnsanoğlu az yemekten değil, gereksiz yemekten yok olacak. Her daim şekerli saçmalıkları tüketeceğine yoğurt ye canım, yoğurt ye. 

  • Romatoid Artirit hastalarının (küçük eklem ve dirseklerin iltihaplanıp iyi çalışmaması) tedavisi  

  • Genital ve üriner enfeksiyonları engelleme 

 Bağırsaklarımızın ‘’ikinci beyin’’ olarak yakın zamanda literatüre geçmiştir. Eksikliği sinir sistemi bozuklukları ve unutkanlıklara sebep olan B vitamini türevlerini,  yararlı bağırsak bakterilerinin ürettiği bilgisi cümlenin malumudur. Bağırsak floramızın koruyucu kalkanı probiyotiklerin otizm, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, parkinsonalzheimer tedavilerindeki olumlu etkileri birçok saygın bilim dergisinde yayınlanmıştır. Yine mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin salgısının kontrolünü de probiyotiklerin yaptığı kanıtlanmıştır. Bu bilgiler ortadayken insanoğlunun günlük hayat yorgunluğu ve strese bağlı mutsuzluklarda antidepresanlardan medet umması anlaşılır bir durumdur. Ne de olsa cahillik, türümüze mahsus. Yaşam konforumuzu düşüren birçok sağlık sorunumuzda içerik ve etkilerini iyi bilmediğimiz kimyasal ilaçları kullanmak yerine, doğal varlıklar probiyotiklerimizin sayısını  arttırmalı; onlara gözümüz gibi bakmalıyız 

 Dünyanın sorunu olan gıda kirliliği  probiyotiklerin de beslenememesi ve yok olmasına sebep oluyor. Zararlı bakteriler için aldığımız antibiyotiklerin düzensiz ve gereksiz kullanımı da bağırsak bakterilerinin % 90’ını öldürüyor. Probiyotiklerimizi korumak için sağlıklı yoğurt, kefir, ayran;  turşu ve lifli sebzeler gibi prebiyotik gıdalar ile beslenmeliyizBazı  ilaç ve hayatımızı şeker bombardımanına tutan gıda  firmalarının işgal ve istilasını  doğal, ucuz ve sağlıklı prebiyotik gıdalarla bertaraf edebiliriz. 

 

[Toplam:7    Ortalama:4/5]

3 YORUMLAR

  1. Laktoz intoleransı olan biri olarak probiyotik bizim işimiz diyebilirim diye düşünüyordum ama bu sebzelerin bazılarından haberim yoktu. Probiyotik ihtiyacı için doğal besinler yerine hala ilaçların, probiyotik içeren takviye gıdaların (haplar) kullanıldığı bir toplum için çok faydalı ve gerçekçi, bir o kadar da eğlenceli bir yazı olmuş teşekkür ederiz. Ellerinize sağlık 😀 Eklemeden geçemeyeceğim, bu anne karnında probiyotiklerle karşılaşmamız sezaryen doğumda olmuyor, yabancı bakterileri alıyor bebekler ve bundan da yukarıdaki problemler görülüyor diyorlar. Kendi adımıza bu her şeyi açıklar sanırız 😛

  2. Merhaba sevgili Aslı 🙂
    Sezaryen doğum esasında probiyotiklerle karşılaşmıyor değiliz aslında. Son yapılan çalışmalarda görülmüş ki dost bakteriler olan probiyotiklerle tanışmamız gebeliğin son döneminde anne karnında olmaktadır. Bebek doğuma yakın pozisyonunu aldığında bu bakterilerle karşılaşır. Bu durumu bilen kadın doğum uzmanları bebek gerekli pozisyonu almadan sezaryen gerçekleştirmezler. Dolayısıla evet aceleci davranılırsa bakterilerle temas olmayabilir ama iyi bir doktorun elinde probiyotiksiz kalmaz bebeklerimiz 🙂

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin