Sınav Kaygısı

0
129
sınav kaygısı

Sınav Kaygısı Nasıl Oluşur?

Sınav kaygısı, kendi gücümüzü kontrol altına almanın, bir anlamda gücümüzü kontrol etmenin ve olumsuz duygulardan kurtulmanın birinci koşulu; güçlü ve zayıf yanlarımızı bilmektir. Bunun da ilk çıkış noktası doğru tanımlamadır.

KORKU ve KAYGI kavramları çok farklıdır. Korku duygusu, insanların tehlikeler karşısında fiziksel bütünlüğünü koruyabilmesi için verilen bir duygudur. Hayatımızı fiziksel açıdan tehdit eden durumla karşılaştığınızda korkarız. Yani ”ben yılandan korkarım” ifadesinde, aslında yılanın ısırması sonucu zehirlenerek ölmek korkusu vardır.

Oysa “sınavlardan korkarım” ifadesi doğru değildir. Çünkü sınavlar, bizi fiziksel anlamda tehdit edici niteliklere ya da olası sonuçlara sahip değildir. Böyle bir ifade literatür hatasıdır. Çünkü “sınav” bize fiziksel bir tehditte bulunmaz, olsa olsa sınava girme düşüncesi, bizde “başarısız olma kaygısı” yaratır.

Büyük bir uçak kazasının olduğu günlerde, yolculuk yapacak sevdiğiniz birinin olması sizi heyecanlandırdığını düşünürsünüz. Bu aslında olumsuz bir heyecandır. Bu heyecan henüz olmamış ama olma ihtimali olan bir sonuç üzerine yoğunlaştığı için buna KAYGI deriz.

SINAVA hazırlanan öğrenci, SINAV yaklaştıkça, olumsuz heyecanı artıyor, kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz oluyor, ağlama ve kaçınma duygularını yoğun olarak yaşıyorsa SINAV KAYGISINA kapılmış demektir.

Aslında KAYGI’YI “Yarının faresinin, bugünün peynirini yemesidir.” Diye tanımlamak daha doğrudur.

Kaygının; korku ve heyecan duyguları ile bir tek ortak noktası vardır. Her üç durumda da böbreküstü bezleri ADRENALİN adı verilen bir hormon salgılar. Adrenalin hormonunun görevi bedendeki bütün kanı iç organlarımıza pompalamak suretiyle, olası bir yaralanmada yaşamın devamını sağlamaktır. Organizma tamamen hayatta kalmaya odaklandığı için, adrenalin hafızayı kilitler. Hafızanın kilitlenmesi sınavdaki öğrenci için tam bir felakettir. Bu durum sınav kaygısı yaratır ve öğrenciyi strese sokar.

Adrenalinin dağılması için yapılacak tek şey Diyafram Nefesi ile Oksijen Kürü yapmaktır.

Kaygılı insanlar olumsuz iç konuşma yaparak öğrenme süreçlerini sabote ederler. Çok ama verimsiz çalışırlar, üstelik kaygılandıkları başlarına gelmese de bu olumsuz duygularla yaşamak zorunda kalırlar.

Kaygılanan bir öğrenci, kaygılanmasına sebep olan düşünceleri çağrıştırarak, gerçekleşeceği inancına kapılır. Artık kronikleşen kontrol dışı duygular ”başarısız olmak için” gerekli her türlü durumla işbirliğine girer. Bu durumdaki bir öğrenci ders çalışmak ister ama uykusu gelir. Yetersizlik duygusu ile çalışmaktan soğur, çok çalışır, ama sınavda öğrendiklerini hatırlayamaz veya bildiği halde olmadık yanlışlar yapar.

Kaygı düzeyinin çok yüksek olması ile kaygı düzeyinin çok düşük olması hemen, hemen aynı etkiyi yaratır. Bir anlamda, yeteri kadar kaygı, çalışma ve sınav için motivasyon kaynağıdır.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Yorum
Lütfen isminizi girin